Bir nefes kadar yakın, bir düş kadar uzak Nihal,
Dokunmak yasak, dokunmak yok.
Parmak uçlarımda senin adın bir sır,
İçimde bir tel titrer, gizli bir nağme vur.
Yokluğun varlığımın çerçevesi,
Sessizliğin sesimin perdesi.
Seni aramak, kendimi aramak oldu Nihal,
Aynanda gördüğüm, kendi suretim suyun derininde.
Bir bakışın karanlık odamda bir şafak,
Gölgende kayboldum, özüme vardım.
Yakınlık dediğin, tenlerin değil ruhların dansı,
Bu aşk, dokunmadan sarılışın hikayesi.
Aramızda ıssız bir ovadan geçer sessiz bir nehir,
İki kıyıyı ayırır, ama aynı kaynaktan sular.
Ben senin kıyına değmeden,
Seninle aynı derinlikte akarım.
Temasımız, geceyle gündüzün buluştuği o an,
Gün batımında mora çalan hüznün rengi.
Seninle her an, hiç dokunmadan bütün olmak,
Tenin sınırlarını ruhla yırtıp geçmek.
Bir bakışta bin yıl yaşamak,
Bir suskunlukta tüm sırları çözmek.
Sen dokunma, sadece var ol yanımda,
Varlığınla yanayım, yokluğunla yanayım.
Bu aşk, bir mumun alevinde iki pervane olmak,
Kanatları yakıp, ışığa dönüşmek.
Yaklaşmak, ama asla kavuşmamak,
Çünkü kavuşmak, arayışın sonu demek.
Sen Nihal, benim sürekli yolculuğum,
Dokunulmaz limanım, ulaşılmaz yıldızım.
Aramızdaki mesafe, iki yıldız arası,
Uzaktan birbirini ısıtan, aydınlatan.
Dokunmadan temas, konuşmadan diyalog,
Suskunlukta en derin sohbet.
Sen varsın, ben varım,
Aynı gizemde, aynı şiirde, aynı sonsuzlukta.
Kayıt Tarihi : 11.1.2026 16:04:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!