Karga ağzında peynir olduğu halde bir dala konmuş. Bunu gören tilki hemen kurnaz zekâsını devreye sokmuş ve:
"Aman karga kardeş sen burada mıydın, bende Kargayı bulsam da o güzel sesinden bir şarkı dinlesem diyordum” demiş. Bunu duyan karga hemen gaza gelip: "Gak” demiş ve peyniri ağzından düşürmüş, Tilki de afiyetle yemiş.
Bu masal size tanıdık gelmiştir, çünkü bu da bir dünya klasiğidir.
Peki bu aptal karganın, daha sonra nasıl davrandığını, ne gibi tedbirler aldığını hiç düşündünüz mü?
Kalplerinde aşk işaretiyle doğar kimileri... Yeryüzüne gönül indiremez onlar... Hayatı ve insanları anlarlar,hayata ve insanlara merhamet duyarlar,ama hayatın ve onun içindeki insanların yaşadıkları gibi yaşamazlar.
Aşk işareti ile doğanlar yaşarken dünyaya talip olmazlar...Bilirler ki ne isteseler,neyi ansalar,ne kazansalar aşkın dışında hiçbir şey avutmaz onları,teselli etmez...Gönüllü sürgündür onlar...Gizliden gizliye hissederler bunu...Sonsuz bir ışıktan kopup gelmişlerdir geldikleri yere...Kopup geldikleri ışığa inançları ne kadar büyükse,içlerinde ki acı da o kadar derindir...Bu acı hatırlatır onlara kopup geldikleri yeri...Bu acı hatırlatır onlara kim olduklarını ve niye varolduklarını...
Kalplerinde aşk işaretiyle doğsa da bazı günler yorulur insan karşılıksız sevgilerinden...Yorulur kendisini anlatamamaktan...Sevgilim der,sevgilim der,ama,sevgilim dediği yanında değildir,bilir...Bazı günler insan soluksuz kalır,içindeki sevgili olmasa bile karşısındakine deliler gibi sarılır...O olmadığını bile bile sonsuz bir umutsuzlukla sarılır...İnsan soluksuz kalmaya görsün,sevgili diye bütün yanlışlarına,bütün kaçışlarına,kendine yaptığı ihanetlere sarılır...İnsan bir kere içindeki aşktan umudunu kesmeye görsün,her şey olmak,her yere yetişmek için bu hayat düşer...Her şey olduğunu,her yere yetiştiğini sandığı anda,ortada kendisi yoktur artık...Kaybolmuşluğa çok yakındır...Kopup geldiği ışığa inancı azalmıştır...Daha az acı çekiyordur artık...Ama daha mutsuzdur eskisinden....Daha mutsuzdur,o ışığı acı çekerek özlediği günlerden...
Soluksuz kaldığım kendime bile sakladığım günlerden bir gündü...Kaybolmuşluğa yakındım...İçimdeki acı hızla eksiliyordu...Işık soluyordu,soluyordu tıpkı sesim gibi...Soluyordu içimdeki aşk işareti gibi...Öylesine kaybolmuştum ki bulamıyordum artık içimde neyi yitirdiğimi,neyi kirlettiğimi...Öyle uzaklaşmıştım ki kendimden,kendimi bulmak için birine ihtiyacım vardı...
Onunla nerede ve nasıl tanıştığımız önemli değil....Gerçekten değil...Kaybolmuş insanlar birbirini çabuk buluyor....Umutsuzluk umutsuzluğu çağırıyor...
Konuşmaya susamıştık...Sanki ikimizde dilini,kültürünü bilmediğimiz uzak ülkelerden henüz dönmüş gibiydik bu ülkeye...Oysa böyle bir şey yoktu...Hep buradaydık...Hep o ışığımızdan kaybolduğumuz yerde...O ışığı orada bırakıp bu dünyaya,bu hayata gönül indirdiğimiz,her şey ve her yerde olduğumuzu sandığımız yerde...Hep o soluksuz kaldığımız yerde...Daha vakit var,o ışığa sonra dönerim, dediğimiz bu yerdeydik ikimizde...
Devamını Oku
Aşk işareti ile doğanlar yaşarken dünyaya talip olmazlar...Bilirler ki ne isteseler,neyi ansalar,ne kazansalar aşkın dışında hiçbir şey avutmaz onları,teselli etmez...Gönüllü sürgündür onlar...Gizliden gizliye hissederler bunu...Sonsuz bir ışıktan kopup gelmişlerdir geldikleri yere...Kopup geldikleri ışığa inançları ne kadar büyükse,içlerinde ki acı da o kadar derindir...Bu acı hatırlatır onlara kopup geldikleri yeri...Bu acı hatırlatır onlara kim olduklarını ve niye varolduklarını...
Kalplerinde aşk işaretiyle doğsa da bazı günler yorulur insan karşılıksız sevgilerinden...Yorulur kendisini anlatamamaktan...Sevgilim der,sevgilim der,ama,sevgilim dediği yanında değildir,bilir...Bazı günler insan soluksuz kalır,içindeki sevgili olmasa bile karşısındakine deliler gibi sarılır...O olmadığını bile bile sonsuz bir umutsuzlukla sarılır...İnsan soluksuz kalmaya görsün,sevgili diye bütün yanlışlarına,bütün kaçışlarına,kendine yaptığı ihanetlere sarılır...İnsan bir kere içindeki aşktan umudunu kesmeye görsün,her şey olmak,her yere yetişmek için bu hayat düşer...Her şey olduğunu,her yere yetiştiğini sandığı anda,ortada kendisi yoktur artık...Kaybolmuşluğa çok yakındır...Kopup geldiği ışığa inancı azalmıştır...Daha az acı çekiyordur artık...Ama daha mutsuzdur eskisinden....Daha mutsuzdur,o ışığı acı çekerek özlediği günlerden...
Soluksuz kaldığım kendime bile sakladığım günlerden bir gündü...Kaybolmuşluğa yakındım...İçimdeki acı hızla eksiliyordu...Işık soluyordu,soluyordu tıpkı sesim gibi...Soluyordu içimdeki aşk işareti gibi...Öylesine kaybolmuştum ki bulamıyordum artık içimde neyi yitirdiğimi,neyi kirlettiğimi...Öyle uzaklaşmıştım ki kendimden,kendimi bulmak için birine ihtiyacım vardı...
Onunla nerede ve nasıl tanıştığımız önemli değil....Gerçekten değil...Kaybolmuş insanlar birbirini çabuk buluyor....Umutsuzluk umutsuzluğu çağırıyor...
Konuşmaya susamıştık...Sanki ikimizde dilini,kültürünü bilmediğimiz uzak ülkelerden henüz dönmüş gibiydik bu ülkeye...Oysa böyle bir şey yoktu...Hep buradaydık...Hep o ışığımızdan kaybolduğumuz yerde...O ışığı orada bırakıp bu dünyaya,bu hayata gönül indirdiğimiz,her şey ve her yerde olduğumuzu sandığımız yerde...Hep o soluksuz kaldığımız yerde...Daha vakit var,o ışığa sonra dönerim, dediğimiz bu yerdeydik ikimizde...




Sizi yürekten kutluyorum..ilhaminiz bol olsun.. Saygılar sunarım.
Saygı değer üstatlarım, yazımı okuduğunuz ve kıymetli yorumlarınız için teşekkür ederim, saygılarımla.
Leyla Hanım,
Birlik, beraberlik, kardeşlik, çağrınız umarım duyulur ve vermek istediğiniz mesaj anlaşılır.
Türkiyemizin güçlenerek her alanda ilerleyip dünyada söz sahibi olmasını istemeyenler senelerdir türlü türlü oyunlara baş vurdular.
Kürt-Türk kavgasını sürdüremediler.
Alevi-Sünni çatışmasını başlatamadılar.
Şimdi de çok çirkin bir oyun ile milleti ikiye bölmeye çalışıyorlar.
Rabbim vatanımızı ve milletimizi korusun.
Kaleminizi kutluyor,selam ve sevgilerimi iletiyorum.
Tebrikler... Güzeldi... 10 puan +ant. Yarınların ümidiyle iyi geceler...
Çok güzel, çok anlamlı bir çalışmaydı... Emeğinizi kutluyor, düşüncenize, görüşlerinize katılıyorum...
Yalancının mumu sönmek için yatsıyı bile beklemeyecek ama hala uyanmamakta direndikleri uykularında bile masal dinlemekten anlaşılmaz bir zevk alan o (sözde) yüzde 50 yok mu...Eğer onlar uyanabilse birileri ayakkabı kutularına kendilerini saklayacaklar...
Yakın ilginize müteşekkirim. Lafontaine,öykülerini severek okurdum.Tilki ile Karga en çok sevdiğim öyküdür.Anlattıklarınızı, tilkinin cumhuriyeti, karganın özgürlüğü,şeklinde olsa ve develerin petrolleri,çöllerin güzelleri gibi yorumlarla ( Osmanlı vb) isim verilmeden imalı bir şekilde anlatıla bilirdiniz.Beğeni ile okudum.Tam puanla kutluyorum. Yanlış anlamayın, yeni şiirim: BAK GİT. okuyabilir misiniz. bu öykünüzü okuyunca o şiirimi önerdim. Saygılarımla.
Bu şiir ile ilgili 6 tane yorum bulunmakta