Aya Sofya Çentikçisi(İnsanlar ne ister)

Erdal Çoban
199

ŞİİR


0

TAKİPÇİ

Aya Sofya Çentikçisi(İnsanlar ne ister)

Doğduğum günden beri düşünürüm insanlar ne ister?
İlkokuldayken güzel bir çizgi film,orta okuldayken iyi bir resim defteri, lisedeyken bir kız arkadaş, üniversitede çok bilmiş Klinik Psikoloji hocamın dediğine göre kendini gerçekleştirme.
Peki, bu kendini gerçekleştirme nedir diye hiç düşündük mü?
İnsan nasıl kendini gerçekleştirir? Açıkçası ilk öğrendiğim günden bu yana kafamı kurcalayıp durdu bu soru. Çözümüne en çok yaklaştığım zamanlar aslında en uzakta olduğum anlardı.İlk insandan günümüze, duvara ilk hayvan resmini yapan da aynı şeyi istiyordu, onlarca çocuğu ard arda doğuran da. Aslında tek istedikleri şekil değişse de her nasıl olursa olsun dünyaya bir çentik atabilmek.
Ölümsüzlük, belki biraz abes olacak ama yok olmamak.
Üniversite üçüncü sınıfta çıkaracağımız oyun için bir karakteri hazırlamam gerekiyordu. Avrupa’nın en büyük yazarlarından birisi olan Frantz KAFKA idi bu. Kimdi Kafka ve neden bu kadar ünlüydü? Neleri yer nelerden hoşlanırdı? Kimleri sever, hangi kadınlara aşık olurdu? Bir sene boyunca bir tek melon şapkalı resminden onun karakteriyle ilgili çıkarımlar yapmaya çalıştım.
Kimdi Kafka?
Kafka, Alman asıllı Yahudi bir tüccarın en büyük oğlu olarak Prag'da dünyaya geldi. Öğrencilik yıllarında içine kapanık olan bu çocuğun yaşamında yazı yazmasının özel bir yeri vardı.
15 yaşındayken yazdığı ilk öykülerini sonradan imha etti. Kafka liseyi bitirdikten sonra 1901'de kimya okumaya başladıysa da, sonradan Alman filolojisiyle sanat tarihi bölümlerine geçti ve en sonunda annesiyle babasının isteğine uyarak hukuk eğitimi aldı.İşte bir kaç kelimelik anlatım içinde bile tezatlıklar orta yerde duruyordu. Ama Kafka’yı Kafka yapan şey ve bizim o oyunu seçmemizdeki gizem daha farklıydı. Kafka ölümünden önce yazdığı eserlerin bir bölümünü en yakın arkadaşı Max BROD’a vermiş diğer bir kısmını da sevgilisine bırakmıştı ve ölümünden sonra yakılmasını vasiyet etmişti.
Onun tüm Avrupa’da tanınması Brod’un bu vasiyete uymayıp eserleri yayınlamasıyla oldu. Bir anlamda Brod en yakın arkadaşına ihanet etti.
Söylenen o ki Kafka’nın Brod’a bıraktığı eserler yazarın başlangıç dönemi eserleridir. Sevgilisine bıraktığı ve sevgilisi tarafından vasiyetine uygun şekilde yakılan eserler ise olgunluk dönemi eserleriydi ve onlar hiç tanınamadı.
Ben bir sene boyunca kepçe kulaklarına, kalın kaşlarına bakarken tek düşündüğüm aslında Kafka’nın hiçbir zaman yazdıklarının yakılmasını istemediği oldu. Çünkü bir kitabında okuduğum ve beni derinden etkileyen şu söz bunu ima ediyordu:
Yazdığım her şey dünya denilen büyük evdeki binlerce odada sadece boşlukta duran karalamalardır. Bu yüzden başkaları tarafından okunması onlara yükten başka bir şey getirmez.
İşte böyle Kafka da bir çok yazarın ve şairin düştüğü amansız bocalamaların arasında kalmış kendini değerli göremediği ve tüm hayatını bir hamam böceği gibi geçirdiğini düşündüğü için böyle bir karar vermişti.
Oyunun sonunda Kafka tekrar günümüze dönüyor. Ve aslında Max Bord’un kendisine ihaneti sayesinde çok ünlü bir yazar olduğunu fark ediyor. İlk tepkisi korkunç olsa da sonunda gerçek istediğinin de bu olduğunu fark ediyor.
(ilgilenenler için Alan BENETT adlı yazarın Kafka’nın Şey’i adlı oyunu)

Şimdi “İnsanlar ne ister” sorusuna benim verebileceğim yanıt; sadece unutulmamak, her nerede olursa olsun hatırlanmak, hayata kendi üslubuyla bir çentik atmaktır.
En son aya Sofya’yı gezerken bu duyguyu bariz bir şekilde bir ayrıntıda yaşadım ve şu dizeler ortaya çıktı. Umarım beğenirsiniz. Görüşmek dileğiyle...
AYA SOFYA ÇENTİKÇİSİ
Uzak iklimlerin yolcusu
Kıtaların sarhoş kalmış koruyucusu
Bedenin alışmışken suda yaşantıya
Eski kaleden girdin Konstantin’i dolaşmaya
Konstantin dediğin deniz
Buyurun denildi Aya Sofya kalbimiz
Bakma sen Halvdan’ın böyle uzun saçına kızıl sakalına
Kutsal adamdır aslında
Bir yanı kuzey denizlerinin papası
Bir yanı su götürmez bir aşk zamparası
Girdi geniş haçlı kapıdan kilisenin karanlığına
Denizde sallanmaktan yoksa sarhoş değil ayakta
Yüz adım sonra ikinci katta verandada
Kutsal meclise yürüdü dilinde duayla
Çentikçisidir Aya Sofya’nın
Kralıdır karalamacıların
Amacı kirletmek değildir bu kutsal adamın
Zamanı durdurmaktır duvarda çizgilerle planı
Bir gözünü kapat tek gözle de yaşanır aşk
Aşık sensin meşkin Sofya
Yaşandı bir Göz ucunda kraliçenin locasında
Git bak Halvdan hala orda
Mührü duruyor Aya Sofya’nın dudaklarında

Not: Aya Sofya da her adımda her duvar köşesinde bir karalamaya rastlarsınız. Kimi Türk, kimi Arap, kimi Rum binlerce insan buraya kendinden bir şeyleri kazımıştır ve bunların ilki Vikinkçe yazılmış olan Halvdan’ın yazısıdır. Yazı İ.S. 9.yy’dan kalma, yani 1100 seneliktir. Gidin bakın hemen onun yanında benim adım yazılıdır.

Erdal Çoban
Kayıt Tarihi : 10.4.2006 09:15:00
Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Şiiri Değerlendir
Yorumunuz 5 dakika içinde sitede görüntülenecektir.

Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!

Erdal Çoban