Genç adam siyah takım elbise giymişti. Ufak, siyah benekleri olan sarı bir kravat takmıştı. Saçlar kısa kesilmiş ve sınıf kapısının önünde ayakta öğrencilerine bakıyordu. İmtihan saatinin bitmesini bekliyor, sonra da imtihan sonuçlarını sınıf başkanına uzatıyordu..
Hatice sınıf başkanıydı. İpek fon kâğıdını andıran, evrakın üzerindeki sınıfta bulunan öğrencilerin isimlerini ve aldıkları puanları okuyordu.
Ben ise, fon kâğıdını ipek kadife kumaşa benzetmiş, meraklı gözler ile kendi adımı aradığım sırada ailemin bazı fertlerinin de bu imtihana girdiğinin farkına vardım. Kazanmışlardı. Başarılı olmuşlardı.
Peki, ben bu kumaşa neden işlenmemiştim. Sevinç ve üzüntü arasında gidip gelirken, dayanamayıp, kapıda duran karizmatik öğretmenime:
aşkımız bir gün uçup giderse aramızdan sevgilim
sırt çantalı bir duman gibibir melekle çarpışan kelebeğin kanadından dökülen toz
bir çağlayanda sürüklenen bir dal parçası gibi
istemediğimiz yerlere giderse aşkımız sevgilim yalnızca kanatlarına güven
kendi yarattığımız boşluğun ucunda sıkı sıkı tuttuğumuz bir kapı koludur yaşam
ve aşk, en derin kuyumuza düşen keman yürüdüğümüz yollar daralırken
Devamını Oku
sırt çantalı bir duman gibibir melekle çarpışan kelebeğin kanadından dökülen toz
bir çağlayanda sürüklenen bir dal parçası gibi
istemediğimiz yerlere giderse aşkımız sevgilim yalnızca kanatlarına güven
kendi yarattığımız boşluğun ucunda sıkı sıkı tuttuğumuz bir kapı koludur yaşam
ve aşk, en derin kuyumuza düşen keman yürüdüğümüz yollar daralırken




Bu şiir ile ilgili 0 tane yorum bulunmakta