Uzaklardan gelen müziğin sesini içine çeke çeke sordu kız “en sevdiğin şarkı ne? ” diye, kısa ama her biri birbiriyle eşit uzunlukta olan kumral kirpiklerine bakarak “içimi en titreteni en sevdiğim” dedi çocuk.
Oturdukları banka sığmazken hayalleri uzaklara baktılar, ne kız sorunun devamını getirebildi ne de çocuk cesaret edebildi “içimi en çok senin sesin titretiyor”demeye. Avuçlarının terini üstüne sildi kız, zaten hep böyle anlarda bir aksilik olurdu,hep çok terlerdi elleri.
Kızın gözleri kahve haliydi sonsuzluğun, gözlerinin kahvesinde kırk yıl hatırı kalmıştı çocuğun. Kırk değil kırk bin yıl sevmek istedi o an, dirilip dirilip yeniden sevmek…
Çileyi koklayıp gül niyetine
Zindana girersen, beni de çağır.
Sabrı, kanaatı bal niyetine
Ekmeğe dürersen, beni de çağır.
Bazen iki dünya sığar içime
Devamını Oku
Zindana girersen, beni de çağır.
Sabrı, kanaatı bal niyetine
Ekmeğe dürersen, beni de çağır.
Bazen iki dünya sığar içime




Beğendiğim şiirsel denemelerden birisi. Çok sevdim. Kutlarım. Selamlar...
TEBRİKLER
Kırk değil kırkbin yıl sevmek istedi
o an, dirilip dirilip yeniden sevmek…
Çok güzel, çünkü her defasında
ölüyordu ve sevmek için dirilmeliydi.
MUHABBETLERİMLE SELAM EDERİM.
Bu şiir ile ilgili 2 tane yorum bulunmakta