Demek ki izole totemi hayatın kendi bölge sınırları dışındaki dış dünya ile etkileşimi yoktu. Aralarında doğada beslenici sağlama yapan düzenli ortak paydayı belirleyen ortaklaşma vardı. Bu ortak payda ilişkili girişmeler grubun ortak aklını ve grubun ortak bilincini belirleyen nesnel koşullar dinamiğiydi.
Ha keza ileride oluşacak grup içi bu tarz ortak akıl ilişkileriyle grup ileride üreten ilişkiler içine girecekti. Üreten grup içi ilişkiler grubunu dışa açılmaya, grubu kendisi gibi üreten ilişki içinde olan grupla dıştan etkileşim yapmaya zorlayacaktı.
İşte izole grubun ilk kez dış dünya ilişkileri içine girdiği bu ilişkilere, ilk ittifaklar veya ön ittifaklar diyoruz. İlk ittifaklar ilahi ittifaklardı. İlahlar üreten grup kişileri hem cinslerdi. İlk ittifaklar uygarlık yaratıcı ittifaklardı.
Tarihin ikinci ittifakları; mülk sahibine bağlı düzen içi köleci ittifaklardı. Kulluk bağlılığı ifade eden bir inanç eksenli grupların millet olma ittifaklarıydı. Abram ı millet gibi. Nemrut milleti gibi. Milleti yapıda ortak payda mülk sahibi kişiye taat, itaat biat kulluğu idi.
Yani ikinci ittifaklar ortak aklın, ortak bilincin üreten izole dönem ortaklaşması yerine, kimi kişilere sınırsız mülk veren El mana anlayışı ile meşrulaşan mülk sahibi kişilere tapınmaydı.
Kulluk düzenliydiler. El ittifaklı inanç ve iman eksenli ittifaklardı. Üreten ilişkiler gibi nesnel giriştirmeleri gözlerden ırak eden kişisi El adına yapılan ittifaklardı. Bu ittifaklarda kölecilik doğacaktı.
İşte üreten bir izole grubun dış dünyadan ortaklaşma yapacağı ittifakı dönemler başlayışı içinde köleci anlamıyla yanlış söylenen, yanlış öğretilen tapınak fahişeleri vardı.
Tapınak buluşmaları denmesi gereken bu girişimler, totemi tabu olan temas etmeme sosyal mantığını aşmak için oluşturulmuştu. Dış dünya ile temas edip etkileşecek olmanın yolunu açma süreciydi.
Tapınak buluşması yeni dönem ilişkisiydi. Tapınak buluşması üreten dönemin temas edici fiilini tabu anlayışına göre içlerine sindirme hareketiydi. Tapınak buluşması geçiş dönemi ilişkisiydi. Tapınak buluşması dönemin ilk kurumlaşması olmanın sosyal bir kurumuydu.
Tapınak buluşmasına tapınak fahişeliği demek tarih bilinci olmaması demek. Tapınak fahişeliği demek uygarlığı başlatacak olan tarih bilinci olgularını yok saymak demekti.
Tapınak fahişeliği demek tarihsel bir karartmadı. Tapınak fahişeliği söylemi böylesi yanlış anlamlarla galatı meşhurlardan olmakla, mitsel söylemlerle destanlara dönüşmüştür.
Fahişelik köleci sistemle ortaya çıkacaktı. Fahişelik kolektif paydada yoksun kalan sefaletin kendi bedenini bir mal karşılığında trampa etme işiydi. Bugünkü köleci deyimle fahişelik rızkı kıt verilen veya nafakası verilmeyen kişilerin beden satıcılığıydı.
Köleci sistem ortaya çıkmadan önce kendini yoksul bulup, kendisini mal veya bir eşya karşılığı satan fahişe kavramı köleci dönem öncesi içinde yoktur. Ve ilk ittifakı dönem içinde köleci şartlar ortada olmadığı için mal karşılığı fahişeliğin bilinmesi de olanaksızdır.
Tapınak buluşmaları totem dönem sonuna doğru ve İlahi dönemin başlangıcı içinde grubu adına kendisini grubuna feda eden saygın kadınlardı. Tıpkı bugün kendimizi vatana feda etmemizle aynı olan ittifakların başlangıç koşuluydu.
Tapınak hizmeti veren fedakar ve grubu eliyle seçilmiş kadınlara asla fahişe denmezdi. Ya da fahişe kavramı ilk kez ittifak başlatma hareketi olarak kullanıldığında; fahişelik söylemi içinde mal veya para karşılığında kendisini satan deme anlamı hiç yoktu ve bilinemezdi.
Tapınak buluşması yapan fedakarlık ve kurumsallaşmanın ilk örneklerinden olan tapınak kadınlarına Natidum kadınlar denir. Şimdiki fahişelikle uzaktan yakında ilişkisi yoktur.
Totem grubun izole düzenli aidiyet ilişkisi içinde kadınlık, gruba çocuk veren poligami olan ilişkiydi. İzole yaşama göre düzen ilişkisiydi. Poligamide kişi mirası taşıyan bir eş kavramı bilinemezdi. Ortaya konamazdı ve yoktu. Her şeyi kendi koşulları içinde ilişkilendirmelidir.
Bugünkü köleci düzenli mantık ilişkileri olan eş ve evlilik mantığı ile sürece bakarsak süreci anlamamız olanaksızdır. Hatta bugünkü mantığa göre süreci karalarız. Bu ilişki sürü dönem poligamisi gibi olmayıp, izole bir alanda; izole bir nüfusun geçim şartlarında doğan kaynak dağılım ilişkisidir.
Natidum kadın olucu sosyal mana anlayışı içinde olan gruplar, natidum kadın aracılığı ile gruplar arası temas ve ilişkiyi düzenliyorlardı. Bu tensel dokunumla birbirinin ilahi kardeşleri oluyorlardı.
Tapınak doğumlu çocuklar doğuranın veya hiç kimsenin olmuyordu. Tapınak denen güvenli yere yani tapınağa ait çocuklar oluyordular. Çocuk bir gruba verilip o gruptan herhangi bir kadından süt emmiş olmakla o gruba ait oluyordu. Bu bir totem yasa gibi ilahi yasaydı.
İzole grup ilişkilerine göre tapınakta doğan çocuklar yeryüzünün ilk melezleriydi. Melez doğumlar totemdi izole dönemin etnik oluş mantığına vurulan ilk darbeydi.
İşte tapınak doğumlu olan ve bir gruba verilen melez çocuklara insan denecekti. Melez olan ve her bir grubun gruplar kültürünün ve izole gruplar biyolojisinin görünüşünde olan bu melez çocuklara hem cinsimiz olan ilahlar İNSAN ADINI vereceklerdi.
Artık grup içi ilişkilerle doğumlar giderek yasak doğumlara dönüşecekti. Tapınak doğumları esas ve meşru olacaktı. Köleci dönemin miras kaygısı nedeniyle evlilik sosyal kurumunu ortaya konunca bu kes de evlilik dışı ilişkiler yasaklanacaktı.
Ama bir zamanlar ittifakın tapınak doğumları kutsiyeti, evlilik dışı ilişkilerin yasaklandığı dönem içinde gizli gizli ve kutsal bir gelenek olarak sürmeye devam edecekti.
Gizli sürdürülen kutsal tapınak doğumlarına “tapınağın ruhu, tapınağın ışığı, tapınaktan doğum vs. deniyordu. Daha sonra kutsal ve güvenli yer algısı olan tapınaklar köleci sistemle PANTEON SERGİCİLİĞİN TEŞHİRE DÖNÜŞECEKTİ.
Panteon içine yeni mana anlayışı olan kişisi El iman inancı olan simgeler yerleştirilecekti. El iman anlayışı içinde mülk sahibi El kamuya ait malı ve mülkü seçilmiş kişilere veren manaydı. Ele iman ve Ele inanç anlayışı mülk sahibi kişi korumacı lığıydı. Ve mülk sahibi kişi kayırmacı lığıydı.
El köleci döneme ait kişisi mana anlayışıydı. Mülkü olmayanın koruyucu Eli yoktu. Mülkü olmayanlar, mülk sahibi kişilerin Eli olan meşruiyeti tasdik edip, iman ediyorlardı.
Mülkü olmayanlar mülkü olan Avram’ın kişi tanrısını tanıyorlardı. Bu bağlılıkla bir inanç hüviyetli olan milletler (kavimler) oluşuyordu. Ele çok sonraları da Musa ile birlikte El ohim ve yine kişi Eli olan Yehova denecekti.
Mülkü olmayan kişiler Yahova’ya teslim oluyorlardı. Yehova’ya sığınarak; geriye doğru Avram’ın (İbrahim’in) El ’in de korunma ve mal mülk talebinde bulunuyorlardı. Atalarım Yakup ’un, İshak ‘ın, İbrahim ‘in tanrısı El ‘e inandım diyorlardı.
İbrahim’in, İshak ‘ın, Yakup ‘un kişisi EL mana anlayışının simgeleri olan El İLAHLAR yani bugünkü deyimle tanrılar ve put denecek yontu baal taşları panteona konacaktı.
Musa ‘nın altın inek tapımı, eskinin mülk sahibine bağlılık inancını ve mülk sahibine aitlik geleneğini sürdürme anlayışıydı.
Tapınak kadınlığı köleci sistemden önce ve o günün koşullarında tarihi bir misyonla tarihi bir görev yapmıştı. Tapınak kadınları eskinin yamyam gruplarını ve şimdiki üreten grubu birbirine temas edilir yapmıştı.
Tapınak kadınları ilahi grupları birbirine yakınlaştırıp kaynaştıran bir mana harekettir. dır. Grupları temas edilir kardeş kılıcı bir aidiyet kimliği kazandırmanın görevlendirmesiydi.
İlah ve totem ortaklaştıran mana anlayışıydı. Totem grup içi ortaklaşmasını simge ediyordu. Totem izole dönem ortaklaştırması bir mana anlayışı iken İlah; üreten ilişkileri dış dünyaya açmanın mana anlayışıydı. İlah etnik mantığı yıkan anlayıştı.
İlah yine bir ortaklaştırma ilişkisi olan üreten grup gücüydü. İlah ittifak eden grup kişileriydi.
Bir yasa işlevsel ve inşacı bir kaynak ilişkisi ise o yasa grup için yardımlaşıcı paylaşçılığının hayati önemde olması nedeniyle dokunulmazdır (kutsaldır-mübarektir).
Natidum kadın ilk aşamada doğurduğu halde kendi grubuna çocuk vermeyen kadındı. Natidum kadın uyruğu olduğu toplumu ile üreten karşı grubun toplumsal ittifakları pahasına sosyolojik bir görev üslenmişti.
Natidum kadınlar ne pahasına bu fedakarlığı üslenmişlerdi? Toplumları pahasına bu fedakar lığa katlanmışlardı. Çünkü totem yasa “kardeşin dışındakine dokunmayacaksın” diyordu. Bu kuralı aşmak için totem anlayışçı kişilikle, yenilikçi şimdiki kendi kendine karşınlık tı.
Bayram KayaKayıt Tarihi : 18.1.2026 06:44:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!