İlerleyen süreçlerle birlikte köleci sistemin beraberinde getirdiği kusurlar sağanağa dönüşmüştü. Baş gelinemez olmuştu. Bu nedenle köleci sistemin mana dilini, köleci sistemin çelişkilerini El, “insanın beyinsiz oluşu ile” açıklıyordu.
Yine köleci sistemin mana dili sistemin çelişkilerini insanın “açgözlü oluşu, insanın aceleci oluşu ve insanın itaatsiz oluşu ile” açıklayan bir MANA dili olacaktı.
Fetihçi ve ganimetçi yapı toprak genişlemesi ve köleci nüfus artışlarıyla hayli büyür olmuştu. Bir çok El mülkü güçlü olanın bünyesinde çelişki yumağı olarak toplanır.
Her biri mutlakçı çelişki yumakları olan El monarşileri zoraki veya ittifakı birleşmelerdir.
Kişisi talan ve mülk hırsı, baş edilemez zenginlik ve sefalet arası uçurumlar, mülkü elinde tutma gibi nedenler mülk sahibinin uykusunu kaçırıyordu.
Farklı zaman ve farklı nicelikle, farklı nitelik içinde de olsalar parçalar daima birleşir içinde oluyorlardı.
olma eğilimindedirler. Yani El tarzı monarşiler istese de istemese de birleşeceklerdir.
Kaçınılmazı gören hüküm sahibi kişiler birleşme eğilimleri üzeri egemenci söylemler modüle edecektiler. Fakat kolektif alanda kopan mutlak monarşik alan içine seslenme keyfiyeti ile bir çok El mülkü bileşiminde oluşan oligarşin yapı içine seslenmenin keyfiyeti çok çok farklı ve zorbaca olacaktı.
Mülkiyetçi sistemin kusurlarında doğan zorbalık oligarşin yapı içinde yumuşatılmış, meşruti bir durumla makul edilmiş söylemler ile kutsanacaktır. Genel yığınlar sistemin inşa başlangıcında gelen taat, itaat ve biat la kutsal oluşu benimsemişlerdi.
Kutsal oluş bileşen mülk sahibinin arzuları doğrultusunda fetih yapmayı, ganimet edinmeyi, El yolunda; El ‘in düşmanları ile savaşmayı ön görüyordu! Savaş; mülk ve köle edinme ile El yolunda öldürüşme gibi kutsal zalimlikleri ortaya çıkaracaktı.
Mülk edinici sisteme göre mantıklı kutsal söylemleriyle her bir El temelde aynı amaç içindeydi. Ancak bileşen El unsurları aynı amaç içinde olsalar da mutlak monarşik El yapıları; nüans farkı kutsal söylemlerdi.
Farklı gelenek görenekle bileşen El ihdası içinde olmak gibi çok yorucu; birliği bir arada tutucu fazla enerji harcanması gibi nedenlerle oligarşin süreçler içindeki çoklu yapının birleşim eğimi; bileşimi tekliğe doğru zorluyordu.
Birleşme eğilim yansımaları farklıydı. Bazen mülkiyetçi savaşlar nefsi savunma gibi durumlarla da yansıyıp yansıtılmak la makul ediliyordu. Makul edilen zorba süreçler kadar, nasihat, tehdit, vaat ve kusuru kendi dışında arama gibi söylemler beliriyordu.
Kusurların müsebbibi El ‘in kendisi olduğu halde kusuru başka yere sıçratma aczi içinde olan El kutsal söylemine göre; “beyinsiz olan, aceleci olan ve itaatsiz olan 70 insan “Rabbı göreceğiz” demişler. “görmeden inanmayacaklarını” söylemişler.
Bunlar imanı güçlendirme bağlamında (mutmain olma bağlamında) söylenseler de mecburiyet içinde gerçeği ister istemez dile getirmezlerdi. Demek ki beşeri hafızada El görünebilen bir somutluk olmalı ki talebi de bu somut oluşa uygun yapılabilir ol sundu!
Bir sistem içinde durultucu dengeye gidiş; kararlı, istikrarlı durum oluşu ortaya koyar. Yani sistemin kendi kötücül yansıması içindeki kusurdan; sisteme göre sistemin kendi güzelliği doğacaktı.
Sisteme göre sistemin kendi kusurunda doğan güzelleme veya güzellikler nelerdi? Bu yatıştırıcı, bu teskin edici güzellikler yardımdı! Sadakaydı! Merhametti! Lütuftu! Takvaydı türü köleci manalar olacaktı.
Köleci sistem bu manaları kendisine göre açıklarken yani köleci mana geçmişi eleştiri ederken bu kritikte geçmişte neyin ne olduğu anlaşılıp, tahmin edilip, beyazın siyahı, siyahın da beyazı ortaya konur olacaktı.
Örneğin, ilerinin geriye atıf olması gibi köleci dilin "kendisine ortak tanımayan bir mana söylemi" vardır. Köleci sisteme göre ortamın beyazı kendisine mülkçe ve karar sahibi irade oluşla ortaklar tanımamaktır.
Pekiyi kendisine ortaklar tanımayan köleci beyazın geçmişteki siyahı ne olabilirdi? Kendisine ortak tanımayan köleci beyazın tersi; geçmişte üretim gücü, üretim ilişkisi ve irade ortaklığı olan bir yapı varmıştı ki bu söz kendisine ortaklar tanıyan sisteme atfedilmek le söylenen karşıt bir söylemdi!
Bütün kötülüklerin anası olan "mülk sahibi" söylemi köleci sistem içine çevrim ekseni kılınmıştı. Bu nedenle mülk sahibi söylemli çevrim ekseninin uygulamaya konması sonrasındaki üs sel açılımların çok kötü yansımaları olmuştu.
Her beyazla bir siyahlık, her siyahlıkla bir beyazlık vardır. İşte köleci üs sel açılımın kusurdan doğan güzelliği de köleci erdem değerleri olacaktı. Erdemlilik olacaktı!
Bayram KayaKayıt Tarihi : 25.2.2026 06:59:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!