Çünkü mülkiyetçiliğin yerleşme safhasında mülk sahibi hiç kimsenin kendi gibi mülk sahibi malik olmasını istemez. Hiç kimsenin kendine mülk ortağı olmasını veya mülk eşiti denen, irade eşiti ortaklar oluşmasını istemez.
Böyle bir eşitlikçi durum, köleci var oluşa kökten aykırıdır. Kendine ortaklar tanıyan kendisine denk eşitlikçi bir durum, köleci sistemin temeline dinamit koymak olurdu.
Ama her ne hikmetse ve hayli yerleşmiş köleci koşullara izafe edilen tarihsel aktarım içindeki kimi derebeyler (feodalite) Awram'a üç kez mal mülk verecekti!
Bu hikaye aktarımları içinde anlam boşluğu oluşan nişli ifadeler güncel duruma göre veya Tevrat yazarının anlatmak istediği bağlamla doldurulacaktı. Gelelim hikayenin bir kısmına.
El hala zaman zaman mülk dağıtmaya devam ediyordu. Bu nedenle El toprakları sık sık melikini değiştiriyordu. El dağıtacağı kolektif alan mülkü bulamıyorsa, dağıtılmış olan başka El mülkü ensi, patsi topraklarına o patsi, ensi inandırlarını saldırtıyordu.
Hem de ganimet adına savaşılıyordu. Hem de giderek tevhitçi tek bir El olma hırsı yolunda savaşılıyordu. Hem de El ‘in yanında ve El yolunda savaşa davet edilerek saldırtılıyorlar dı.
Ama bu kes meliki değişecek olan topraklar kolektif alanda değildi. Daha önce başka El 'in başka El kişilerine verdiği mülkü yani Rab-El mülk denen toprakları el kesesinden dağıtıyordu.
Çünkü gerçekte ortada verili düzlem dışında Ne El vardı. Ne de El 'in dağıtacağı bir kendi mülkü vardı. İlk zamanlar dağıtılan mülkün gizli özneli sahibi, kolektif alandı.
Şimdi dağıtılan mülkün gizli özneleri olan kişi tamahlı El, başka El 'lerin daha önce başkasına verdiği mülkleri gaza yoluyla güya El mülkü yapma adına dağıtıyordu.
Bu aşamada etrafındaki inanlılarıyla mülk sahibi olan El, mülk talancısıydı. Yağmacı monarşik mantığa göre güçlenmek, yayılmak adına özel mülkü olan bir mülk sahibi monarşik diğer monarşilerin mülkünü El adına, ele geçirecektiler.
Unutmayın ki Avram ‘ın kişi tanrısına ve kişi tanrısı melik Rabb ’in Avram ‘a mülk verdiğine inanan taat, itaat, biat ve ibadetler o egemence inancın anlayışlarıydı. Ve bu egemence inanışlar yavaş yavaş inancın yani dinin oluşumunu biçimlendiriyordu.
Bu biçimleniş içinde oluşan durumlara bahaneler üretiliyordu. Bu bahanelerden biri de başka El topraklarını fitne olarak görmekti. “fitne ortadan kalkancaya kadar ve din yani egemenlik Rabb El ’in oluncaya kadar onlarla savaşın. Lakin boyun eğerlerse zalimlerden (boyun eğmeyenlerden) başkasıyla savaşmak yok” diyordu
Bap; Tevrat ayetiydi. Veya bap Tevrat ’ın konu bölümleri demekti. Bap 12: Rabb (mülk sahibi efendi) Awram 'a: "babanın memleketinde çık. Ülkeni, akrabalarını, baba evini bırak. Sana göstereceğim yere git. Seni büyük adam yapacağım ve seni mübarek kılacağım" diyordu.
Gösterilen yer başka El adamlarının mülküydü. Avram’ın El 'i, Awram 'a böyle diyordu. Mülk sahibi efendiyim diyen Awram 'ın El 'i gerçekte mülk sahibi değildi.
Awram'ın El 'i Avram'a göstereceği yerlerdeki El mülkünü hile ile, aldatma ile savaşla ele geçirtmekle "seni büyük adam yapacağım. Seni mübarek kılacağım" diye İbrahim'i bir çeşit gasba, talana, savaşa çağırıyordu.
El zaten kolektif alan muktedirliğine göz diken gaspçı biri olarak tahayyül edilmişti. Bu tasarım, kolektif alanın biriken zenginliği olan kamu sal malları, kamu sal mülkü; Mülk El söylemi içlemine inandırma üzerinde gasp etmemiş miydi!
Bayram KayaKayıt Tarihi : 9.2.2026 06:10:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!