Bilsek veya bilmesek Atayı anıyoruz
Atayı bilmek demek yolun da yürümektir
Onun eserleriyle ülkede yaşıyoruz
Atayı bilmek demek Yolun da yürümektir.
***
Bazı kendin bilmezler Atamı tanımazlar
İşlerine gelmeyen bunlar ki utanmazlar
Kalplerinde aşk işaretiyle doğar kimileri... Yeryüzüne gönül indiremez onlar... Hayatı ve insanları anlarlar,hayata ve insanlara merhamet duyarlar,ama hayatın ve onun içindeki insanların yaşadıkları gibi yaşamazlar.
Aşk işareti ile doğanlar yaşarken dünyaya talip olmazlar...Bilirler ki ne isteseler,neyi ansalar,ne kazansalar aşkın dışında hiçbir şey avutmaz onları,teselli etmez...Gönüllü sürgündür onlar...Gizliden gizliye hissederler bunu...Sonsuz bir ışıktan kopup gelmişlerdir geldikleri yere...Kopup geldikleri ışığa inançları ne kadar büyükse,içlerinde ki acı da o kadar derindir...Bu acı hatırlatır onlara kopup geldikleri yeri...Bu acı hatırlatır onlara kim olduklarını ve niye varolduklarını...
Kalplerinde aşk işaretiyle doğsa da bazı günler yorulur insan karşılıksız sevgilerinden...Yorulur kendisini anlatamamaktan...Sevgilim der,sevgilim der,ama,sevgilim dediği yanında değildir,bilir...Bazı günler insan soluksuz kalır,içindeki sevgili olmasa bile karşısındakine deliler gibi sarılır...O olmadığını bile bile sonsuz bir umutsuzlukla sarılır...İnsan soluksuz kalmaya görsün,sevgili diye bütün yanlışlarına,bütün kaçışlarına,kendine yaptığı ihanetlere sarılır...İnsan bir kere içindeki aşktan umudunu kesmeye görsün,her şey olmak,her yere yetişmek için bu hayat düşer...Her şey olduğunu,her yere yetiştiğini sandığı anda,ortada kendisi yoktur artık...Kaybolmuşluğa çok yakındır...Kopup geldiği ışığa inancı azalmıştır...Daha az acı çekiyordur artık...Ama daha mutsuzdur eskisinden....Daha mutsuzdur,o ışığı acı çekerek özlediği günlerden...
Soluksuz kaldığım kendime bile sakladığım günlerden bir gündü...Kaybolmuşluğa yakındım...İçimdeki acı hızla eksiliyordu...Işık soluyordu,soluyordu tıpkı sesim gibi...Soluyordu içimdeki aşk işareti gibi...Öylesine kaybolmuştum ki bulamıyordum artık içimde neyi yitirdiğimi,neyi kirlettiğimi...Öyle uzaklaşmıştım ki kendimden,kendimi bulmak için birine ihtiyacım vardı...
Onunla nerede ve nasıl tanıştığımız önemli değil....Gerçekten değil...Kaybolmuş insanlar birbirini çabuk buluyor....Umutsuzluk umutsuzluğu çağırıyor...
Konuşmaya susamıştık...Sanki ikimizde dilini,kültürünü bilmediğimiz uzak ülkelerden henüz dönmüş gibiydik bu ülkeye...Oysa böyle bir şey yoktu...Hep buradaydık...Hep o ışığımızdan kaybolduğumuz yerde...O ışığı orada bırakıp bu dünyaya,bu hayata gönül indirdiğimiz,her şey ve her yerde olduğumuzu sandığımız yerde...Hep o soluksuz kaldığımız yerde...Daha vakit var,o ışığa sonra dönerim, dediğimiz bu yerdeydik ikimizde...
Devamını Oku
Aşk işareti ile doğanlar yaşarken dünyaya talip olmazlar...Bilirler ki ne isteseler,neyi ansalar,ne kazansalar aşkın dışında hiçbir şey avutmaz onları,teselli etmez...Gönüllü sürgündür onlar...Gizliden gizliye hissederler bunu...Sonsuz bir ışıktan kopup gelmişlerdir geldikleri yere...Kopup geldikleri ışığa inançları ne kadar büyükse,içlerinde ki acı da o kadar derindir...Bu acı hatırlatır onlara kopup geldikleri yeri...Bu acı hatırlatır onlara kim olduklarını ve niye varolduklarını...
Kalplerinde aşk işaretiyle doğsa da bazı günler yorulur insan karşılıksız sevgilerinden...Yorulur kendisini anlatamamaktan...Sevgilim der,sevgilim der,ama,sevgilim dediği yanında değildir,bilir...Bazı günler insan soluksuz kalır,içindeki sevgili olmasa bile karşısındakine deliler gibi sarılır...O olmadığını bile bile sonsuz bir umutsuzlukla sarılır...İnsan soluksuz kalmaya görsün,sevgili diye bütün yanlışlarına,bütün kaçışlarına,kendine yaptığı ihanetlere sarılır...İnsan bir kere içindeki aşktan umudunu kesmeye görsün,her şey olmak,her yere yetişmek için bu hayat düşer...Her şey olduğunu,her yere yetiştiğini sandığı anda,ortada kendisi yoktur artık...Kaybolmuşluğa çok yakındır...Kopup geldiği ışığa inancı azalmıştır...Daha az acı çekiyordur artık...Ama daha mutsuzdur eskisinden....Daha mutsuzdur,o ışığı acı çekerek özlediği günlerden...
Soluksuz kaldığım kendime bile sakladığım günlerden bir gündü...Kaybolmuşluğa yakındım...İçimdeki acı hızla eksiliyordu...Işık soluyordu,soluyordu tıpkı sesim gibi...Soluyordu içimdeki aşk işareti gibi...Öylesine kaybolmuştum ki bulamıyordum artık içimde neyi yitirdiğimi,neyi kirlettiğimi...Öyle uzaklaşmıştım ki kendimden,kendimi bulmak için birine ihtiyacım vardı...
Onunla nerede ve nasıl tanıştığımız önemli değil....Gerçekten değil...Kaybolmuş insanlar birbirini çabuk buluyor....Umutsuzluk umutsuzluğu çağırıyor...
Konuşmaya susamıştık...Sanki ikimizde dilini,kültürünü bilmediğimiz uzak ülkelerden henüz dönmüş gibiydik bu ülkeye...Oysa böyle bir şey yoktu...Hep buradaydık...Hep o ışığımızdan kaybolduğumuz yerde...O ışığı orada bırakıp bu dünyaya,bu hayata gönül indirdiğimiz,her şey ve her yerde olduğumuzu sandığımız yerde...Hep o soluksuz kaldığımız yerde...Daha vakit var,o ışığa sonra dönerim, dediğimiz bu yerdeydik ikimizde...




Her kula kısmet olmaz,anlayan anlar onu
Türk'ün Atası bilir, tanıyan canlar onu
Gıbtayla yâd ediyor,mazlum insanlar onu
Ata'yı bilmek demek,yolunda yürümektir..
' Atayı bilmek demek Yolun da yürümektir. '
ANLAMLI VE GÜNCEL BİR ŞİİRDİ, KUTLUYORUM.
NİÇİN TAŞIDIM BU MISRAYI DERSENİZ, UFACIK BİR YAZIM YANLIŞI FARKETTİM. ŞİİR GÜZELDİ GÖNLÜM RAZI OLMADI.
Ata'yı bilmek demek, yolunda yürümektir. --
olmalıydı . -da - bağlaç olmadığı için ayrı yazılmaz efendim.
Saygılar.
Şüphe ediyorum ben Türklüğünden bunların
Memleketime doldu kovduğun düşmanların
Başların da balyozdur senin o nutukların
Atayı bilmek demek Yolun da yürümektir.
Ruhi Bey duyarlı yüreğine sağlık Yüreğindeki Atatürk ve Cumhuriyet sevdası hiç bitmesin.
Sağlık ve sevgiler...
Muzaffer Çalışkan
Değişen kafalar da örümcekler oluştu
Düşmana gerek yok ki düşman içte doluştu
Aydınlık yarınların şimdiler de kokuştu
Atayı bilmek demek Yolun da yürümektir.
Yolumuz aydınlıkken
Güneşe yürüyorken
Karardı şimdi ülke
Kirletildi yolların..............kutluyorum.
Ne yazık ki bugün yolunda yürüyenler suçlu diye içeri atıldı!
Bugün saat 09:05'de belediye otobüsündeydim. Korna sesleri başlayınca otobüs durdu.
Birkaç kişi arabasından inmiş, saygı duruşunda bulunuyordu.
Ben de kalktım ve otobüstekileri uyarmak istedim. Ayakta yolcu yoktu.
Sadece bir kişi saygı duruşuna kalktı.
Şoför ne korna çaldı, ne de saygı duruşunda bulundu...
Resmen içim acıdı...
Bu mudur Atatürk Türkiye'si? Yazıklar olsun...!!! Esaretten kurtaran, yeni bir devlet yaratan kişiye, yılda bir dakika saygı duruşunda bulunmadı sevgili halkım!!!
Değerli şair ve yazarlar da bu güne özel yazmalılardı...
Şiirinizi kutluyor, duyarlı yüreğinize teşekkür ediyorum. '
Bu şiir ile ilgili 5 tane yorum bulunmakta