Birbirinden habersiz
atlarını koşmuştular
tahtaları umuttan,
yükü süslü hayallerden
sefil taşıtlarına..
hakka dair ne varsa
boyadılar kova kova
ne varsa haktan yana
bize renk renk sattılar..
barış adalet özgürlük,
bulunmalıydı herkese
çağa uygun bir körlük..
farklı mekanlardan ama
aynı açıdan
yedirenkli sözeşmeye
imza attılar..
gereğini yaptılar
bıkmadan usanmadan..
o dipsiz mağralardan
içtikleri karanlığı,
yeni doğmuş bebeklerin
ciğerine kustular...
attıkları o tohum
kapkara çiçekler açtı
güneş yüzü görmemiş
şeytanlar kadar masum...
ama bir şeyi eksikti
bu kokusu hoş
her şeyiyle boş ucubenin..
bir isim buldular ona
tozlu raflardan
cazip olmalıydı
hem parlak hem derin
buyur edilmeliydi
kapıdaki sinsi düşman..
rüzgarda böğürmeliydi
ve duyulmalıydı
uzaklardan
azda olsa hakikati
andırmalı kitaplardan...
ve ALLAH ı bırakıp
tanrıyı uydurdu insan..
ağlıyordu melekler
işlenen bu cinayete
yankılandı cehennemin
onurlu ve sıcak sesi
bırakın onları
dönüpte gelecekler...
bu öyle bir tanrıydı ki
karışmazdı yeryüzüne
güçlünün yanındaydı..
garipler taş koyarlarsa
iyi bir yol bulmak için..
büyülerdi bakarak
gariplerin yüzüne
ve onları aldatınca
döner efendilerine...
sizin bu ucubeniz
insede sözde gökten
tanrınıza değil asla
ALLAH a iman ettim ben,
gönlüm huzur içinde
hiç tereddüt etmeden...
ateşiniz söner daim
siz dünyayı mahvetmeden..
Kayıt Tarihi : 21.2.2010 01:07:00





© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.

Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!