Kimi zaman olmadığımı farkediyorum
Titrek bi elemle ellerine sarılıyorum
Avucumda avucun şehvetine tapınıyorum
Dudakların aşka davet ediyor
Ellerin diyorum
Yine yiten bir bahara istinaden,
Kaçıncı gözyaşı bu akan?
Kaybolmuş savrulan dünyaya karşı umur.
Alınmış bir çocuğun ilk lokması elinden
Kavuşamaz artık uzaklar.
Herkesi ama herkesi
Şehirdeki en yüksek binanın
En üst katındaki
En büyük pencerenin önüne
Davet ediyorum
Oradan aşağı atlayıp
Derin bir nefes çektim içime, burnumu yakan
Ölüm rüzgarının kokusu.
Derin bir sessizlik duydum, çığlıklara boğulan
Kelebeğin kanatlarında.
Derin bir yalnızlık buldum, kadehinin son
Yudumunda.
İdraksızlığımın ufkunda
Taze aşıkların ölüsü
Nihayetsiz buhranlarımla
Kulağımsa absürt gürültü
Spekülatif düşlerin zannı
Geceleri gelir benim dostlarım.
Hava kararınca, ışıklar sönünce,
Gözler kısılmaya başlayınca gelirler.
Hayallerle gelirler.
Gelirken muhabbet, eğlence getirirler
Mein Gott belanı versin sabah
derdim güneşle değil ama
doğmasaydı iyiydi beh
bir yaprak daha koptu şimdi takvimden
bir bebeğin boyu uzadı
Bir güleç fotoğraf eksik
Denizin kıyısında
Havanın kararmasına yakın
Nice aşka delalet
Ciğerlerimde
Bir tutam hüzün
-Ayrılık, sevdanın kaotik yalazı
Kanadı gözümün ağrılı yaşı-
Temassız kefaret olmaz
, çiğ durur,
Halvet belki ama
Vuslat denmeli bu vazgeçiş hikayesine
Ve ağlamalı bunu her kim söylerse
Ve intihar etmeli tatminsiz aşıklar
Ve ayrılmamalıyız seviştiğimiz gecelerin sabahı
Hani vuslat nerede hasret




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!