Sabahı yakaladım, bugün umutla
İrin kokusu düşmüş, uykulu ufkuma
Âlem yanıyor, zalimin ormanında
Elden bir şey gelmiyor, bari bir dua
Deryalara açılıp, kürekleri vurayım
Özümü hatırlayıp duaya durayım
..
Yemenin hangi kahvesinde
kırk yıl hatırdık,
ya da başı sarıksız
dilek bezi bağlanan, yalnız bir yatır.
hangi ırgatın
..
Hayatınca Picasso uğraştı durdu neden
Dudaklarındaki şu anlamı çizebilmek için
Hep renk attı tabloya o büyük ustalıkla
Düşünürdü hep senin gözünü için için
Bütün gemiler senin tutkunla bayrak açtı
Keşfedebilmek için ne Asya kaldı ne Çin
..
Ve bir haykırışla uyandım o en son gün..
Günüm gününe bile uzanmamışken;
Bir adım ötesiyle gerisi arasında yine “bir” ben kalıyorken..
Yoktun sen;
Olamazdın da yanımda..
Ne bir dost ne de bir arkadaşım bile seslenmezdi sana;
Gel demezdi;
..
Ben senin direnişini sevdim
Binlerce yıldır, bir direniş bir direniş...
Haddini bilisin diye piçler, yılanlar, çıyanlar...
Ne dehalar yetiştirdin saymakla bitmez.
Orta asya merkez oldu; dünya şantiye.
Ne kahbelik vardı ne rantiye.
Ayaklar altına aldın namussuzu.
..
Yedi Tepe Üstüne Kurlmuş
Bir Cevhersin Sen İstanbul
Peygamber Efendimizin Müjdesi
Fatihin Hediyesisin Ey İstanbul
Tarih Kokar Her Bir Yerin
Kalplerdedir Senin Sevgin
..
1/
Gümüşi krater kupalarını dolduran kor aşk ve kızıl ateşti...
Her an ayrıydı bir evvelkinden. Değişken ateşlerin kıyısındaydık. Ve içine tapınağın ve günahlarına yuvarlanabilirdik mecusi tayfasının. Mekanın izotropik özelliği dört kere dörder defa artıyordu. Şişen evreni kozmik bir körük üflüyordu. Enfusi fikrini ve avurdunu kızartarak. Vaziyet o kadar vahimdi anlayacağınız. Ortanca şehinşahtı vizyondaki iktidar. Işık karanlığa kardeşti...
2/:
Gümüşi krater kupalarını dolduran kor aşk ve kızıl ateşti...
Ağızdı açılan yarık. Ya da ateşin fayı... Bir kabadayı... Keskin ve tiz bir kahkaha atıyordu. Ateş gedenin açılan ağzının tavanı ise boydan boya çatlaktı. Ve içindeki kırmızı dili bir anlık özgür salınıyordu. Ardından tutsaklığı görünür gibi oluyordu an be an. Aman Allah'ım! Diyorduk. Bu da neydi? Çubukleyin alfanın savrulduğu kargı şimşekleri savuruyordu tavan. Hurra diye düşünüyordu tüm planetler ve yaran... Ve mutasyon... Ve tekrar tekrar mutantik mahluk... Evrime bir evrilme daha düştü...
3/:
..
Görmen lazım onu yazmakla olmaz,
Böyle anlatmakla bitmez istanbul,
Herşeyi yazmaya dermanım kalmaz,
İnan anlatmakla bitmez istanbul.
İki köprü boğazına sarılır,
Asya avrupaya ordan varılır,
..
Bu insanlar kurtaramıyor kendini
Dünyanın efendisi olmaktan
Oysa biz taşıyorduk fazileti ki
İnsan kendi efendisi olmayı sevmeli
Gözyaşımı sorma
Vatan gibi kokuyorsun ey sevgili
..
Gam yükünü vurdum omuzlarıma
Yıllardır sırtımda inmez ur yaptım
Asya Avrupa’yı rumuzlarıma
Simgeyi takındım gezdim tur taptım
Girdim nice çile eziyetine
Kendimi bıraktım meziyetine
..
Geceyi dinlenmek için veren, gündüzü çalışıp rızkını araman için vermiş
Güneşi, ayı zaman kavramı için, yıldızlar yol bulmak için verilmiş
Gerektiği zaman, seçer kullarından dilediğini, şifreleri, yerleştirir beynine
Zerre yaratılmamıştır, boş yere
..
Kaya Alp ' den Süleyman, Süleyman ' dan Ertuğrul,
Ertuğrul ' dan Osman Bey, Ondan nice kul.
Gelmiş Orta Asya ' dan, Yerleşmişler Söğüt ' e,
Bursa ile İznik ' e... Ver elini İstanbul! ...
...
..
Arabesk duruma gelme.
Arabesk özelliği kazanmak.
Arabesk drumuna gelmek.
Arapça. Araplarla ilgili,
Araplara özgü olan.
Zamkıarabi. Arap dili ve
Edebiyatıyla uğraşan kimse.
..
Orta Asya, ana yurdum,
Aslım, soyum gelir size.
Yıllar var ki bakıp durdum,
Haritada yerinize.
Unutmayız biz kardeşiz,
Birleşmişti ismimizde.
..
Tunçlar içinde çağlar, Kimmer ve Urartular,
Göçler, Medler ve Persler, sırasını savdılar,
Pontus, Roma ve Bizans, Bölge ' de direnirken,
Dört asır gelmiş gitmiş, O inançlı Araplar...
Bin yıl önce Atalar, altında yorgun atlar,
Kuraklık sebebiyle, Orta Asya ' dan kalkar,
..
Hedefin belli değil ne avcısın ne av sın.
O ağacın altında beklediğin ne senin.
Barı yok meyvesi yok yaprağına mı tav sın.
O ağacın altında beklediğin ne senin.
Mutlu ol güzel dostum bir an olsun dertlenme.
Huyun yumuşak olsun dostlarına sertlenme.
..
Sevda bahçesinde güller açıyor.
Dikenli telleri atlayıp da gel.
Gün batmak üzere zaman geçiyor,
Geceyi gündüze katlayıp ta gel.
Nil nehrine hasret akıyor Tuna.
Misk-i amberleri döktüm yoluna.
..
ister Mu-tasımdan Mu-tediye yedi yüz yıl Samarra'ya sultan olayım
.............ister Süleyman Han gibi yedi iklime hükümdar
..istersen Babilin asma bahçelerinde dünyanın yedinci harikası
ya da
......... Asya
..................Avrupa,
..
Kendimi her gün değişik maceralar içinde bulurum. O kadar içten can dostlarım var ki… Her gün beni başka diyarlara götürürler. Bir gün Orta Asya Bozkırlarında Atalarımın at oynattığı meydanlarda kendimi bulur, bir gün Anadolu’nun fethinde Alparslan’la beraber olurum.
Hüzünlenirim, bir romanın kahramanıyla, bir romanda gençlik ateşleri düşer içime âşık olurum. O kadar candan dostlarım var ki, beni hiç terk etmezler gece gündüz yanı başımda beni beklerler.
Meraklarım mı var, kulağıma fısıldarlar bildiklerini, gözlerime bakarlar, sevgiyle. Bilmediğim ne varsa bir bir bana söylerler. Sırlarımı paylaşırlar gün boyu. Kimseye satmazlar beni, en yakın sırdaşlarımdır onlar.
Bütün tecrübeleri ellerine tespih yapmışlar, bütün yanlışlara çizik atmışlardır. Kimseyi üzmezler. Yorgun bir iş sonrası güler yüzle karşılarlar beni. Masa üstlerinde, kitaplıklarda ya da yatak odasının başköşesinde.
Benim en yakın can dostlarım var. Adını herkes bilir, ama içindeki güzelliği paylaşanlar ellerinden bırakmazlar. İnsanlık kurmuştur ismini. Ağaçgillerin torunu olduğunu söylerler. Emek sahibidir, düşünce ve fikir, sayfalarında oynaşan iki sevgili. Kitap koymuşlardır adını… Can dostlarım, sırdaşlarım, yolumu aydınlatan karanlıkta baş tacımdır.
Ölüm yoktur can dostuma. Yüzyılların ötesine gider gelir. Elimden tutmuştur, bir bir gösterir bana güzellikleri. Herkes tanır onları, Kitap koymuşlardır adını, anlatırda anlatır.
Bazen hüzünlü görürüm onu, boynu büküktür. Tozlu raflarda unutulur akranları. Ağlamsıdır, küf kokmuş yaprakları. Yırtıp atarlar kardeşlerini değer bilmeyen kişiler. Ne kadar yüreği acır, tarif edemezler. Hâlbuki neler söylemek ister can dostlarım, nelerden korumak isterler insan kardeşlerini. Ataları canlarını vermiştir kitap uğruna. Ağaçgiller üzgündür, Kurumuştur yaprakları. Dostlar gelir yinede tutarlar ellerinden, gece gündüz yeni maceralara at sürerler. Alamaz kimseler yerini. Ne internet, nede renkli yazılmış üvey kardeşleri. Can dostumuz, herkesin dostudur o…Aydınlanma çağlarının ateşleyicisi, Fransız ihtilalinin var oluşudur kardeşleri. Herkes tanır onu, Jan Jak Russo, john locke, montesquıeu, voltaire, diderot onun eseridir. Atatürk, Farabi, İbni Sina, onlardan almıştır fikirlerini. Benim can dostlarım hayat verir yarınlarımıza. Onlar bizim dertdaşlarımız, sırdaşlarımızdır.
..
Mutlu yarınlar için
Hatta torunlar için
Yeni kavramlar için
Türkçe sözcük bulmalı
Atamın kullandığı,
..



