Hani ölmüş kanatları kırılmıştık küller dağlara atılmıştı.
Savruluyorduk son tahlilde gırma ganatları gonca gülün hey gelincik tarlası hey.
Türkülerini dinleyerek büyümüştük oysaki.
Neden pervasız insanlar neden hep gökkuşağı uzak.
Unut o yazları dökülen gözyaşlarını unut küçük bir Asya düeti hayal et.
Nakaratlar sevgi olsun o vakit penceremde lila renkli çiçeklerimde öyle.
Öyle sevdalar vardır, biter baslar;
Buruk tatlar vardır, ağızda şurup giden;
Bir aşka vuran güneş kolayca batmıyor.
Yanıyor bin kollu şamdanı, tutuşuyor
Ufkunuzda camları göksel konağının
Ve bir yaz aksamı buhurdan gibi tüten
Devamını Oku
Buruk tatlar vardır, ağızda şurup giden;
Bir aşka vuran güneş kolayca batmıyor.
Yanıyor bin kollu şamdanı, tutuşuyor
Ufkunuzda camları göksel konağının
Ve bir yaz aksamı buhurdan gibi tüten



