Limon dallarının altından geçiyordu 20’lerimin sonları
saçların akşam suyuna düşmüştü.
Suyun yaradılışını anlatarak bir taraftan
Bir nehrin doğuşuydu boyun kıvrımların
Mehveş tam da buradan başlıyordu dünyaya
Varlığımızın inadıydı gözleri.
Kerpiç tuğlalı avlu büyülerinden
İnce asmaları aşıp yükselen
radyodaki Feyruz sesi gibiydi güzel yüzün.
O vakitler…
Aşk, haykırırdı sanki utangaç yüzümüze
105’lik havan mermisinin düştüğü bahçelerden
etrafa saçılmış güller olurdu arka arkaya.
kırmızıydı, cesurdu, yalanı yoktu aşkın.
Hasret nüshalarındaki sesin
içimde Lübnan İç Savaşını tetiklese de;
Bölsün istemezdim uykularını lüzumsuz telsiz çevrimleri.
Aşk mıydı?
İtiraf mıydı rüzgara yeminler ettiğim, bilmem yine de.
Karnının doğurgan sıcaklığı..
ucu yanık ekmek kokusuyla evimdi.
/Aşk.....
nazlanıp küstü sonra ikimize,
hiçbir haber gelmedi buğulu yıllardan
içi boş ekmek poşetleri rüzgarda uçtu/
Ve şimdilerde,
Sakinlerinin çoğu göç etmiş
Küçük bir kasabadaki taş fırına verilmiş
tepsiyi aldıktan sonra
Limon dallarının altından evine yürüyen bir baba gibi
dolanır dilime o eski şarkı:
ena le hebibi ü hebibi ili ..
güvercinler geri döner
elmalar çiçek açar mı ki?
Kayıt Tarihi : 23.8.2025 20:17:00





© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.
Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!