Aşkın tadını unuttuğum günlerdi
Sessizce çırpınıp havasız kalmış odalarda
Kendi mezarıma ellerimle gömmüştüm kendimi
Dört yapraklı yoncayı bulmaktan kesmiştim ümidimi
Gözlerimden akan yaşları biriktirip
Okyanus yapacaktım kuraklığıma
Bana zamandan söz etme
Zamanın hükmü geçmez gerçeklere
Gölgesidir süzülür gönlümün penceresinden
Pencereler açık olsa da girmez gün ışığı
Geçemez geçmişimden
Bu şehir ağır bana
Dar bu yollar
Bu ulus, bu kızılay
Bu minibüsler, hepsi de bizim evimize gidiyor sanki
Bu insanlar, hepsi bana seni hatırlatan...
Hep saçma gelmişti
Öldükten sonra anneye babaya yazılan şiirler
Ama ne kadar bilirsen bil öleceğini
İçinde kalıyormuş söylenmemiş
Dillenmemiş sarılıp öpülmemiş
Kana kana ağlanmamış
Kötülükler krallığında
Ak cüppeli bir rahibeydi güzel kız
Kalbinin atmasının bu kızıl gezegende
Bir işe yaramadığını çok geç anladı
Saflığın timsali ak cüppesi
Kanlar içinde kaldığında
seninle bütün olduğumuz günler andığım
aynı anda aynı adımı atıp
aynı lafı söyleyip
aynı anda seviştiğimiz günler...
o el kadar yatak
nasıl da sabretti öyle
Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!