Ağlarken bulmuştum seni, zifiri karanlığı kabullenmeye hazırken, çaresizliğin içinde derman ararken. Gözyaşımdaydın, gülerken göz bebeklerimde, hani an olur ya çekip gitmek istersin uzak diyarlara, ben gidiyordum sen ise orada beni bekliyordun. Korkuyorum bu rüzgâra kapılmaktan, mutluluğu uzaklara düşlerken bu kadar yakınıma gelip yüreğime sokula bilir miydin ki, sonra uykular haram oldu, saniyeler saatlere dönüştü, sana gelmek için aştığım yollar uzadıkça uzadı…
Güneş başka doğuyordu artık. Hayat tozpembedir derler ya işte öyle bir şeydi. Gülüşlerim değişti, aynadaki duruşum, en sevilmez şeyler bile sevilesi geldi. Kendimi bir başka seviyordum çünkü senin sevdiğin her şeyi seviyordum. Bir tanımı var mıydı? Bütün bunların bilmiyorum, ama adına aşk diyorlar, adına sevgi… Yanındayken bile özlenir mi sevgili. Ben seni özlüyordum işte. Ya bir daha görmezsem diye ağladığım zamanlar oldu. O zamanlar sana koştuğum anlar, cümlelerimi seninle başlayıp, seninle noktalanıyordu. Sen de ne güzel seviyordun, tarifi imkânsız, kelimeler yetersiz kalır. O kadar mutluyum ki dünyanın en şımarık çocuğu oldum. Hayat ne güzel seninleyken fark ettim. Zaman az kalıyordu bana, seninle doyasıya yaşamak isterken her şeyi.
Sensiz geçirdiğim her an manasızdı, büyük bir kayıptı, ben sana doyamadım sevgili. Sonraları fark ettim ki sana ne kadar doyamazsam, ne kadar az gelirse bütün vakitler, bütün mekânlar ve bütün anılar anlamsız. Zamansız yağan yağmurlara yakalandık, ıslandık sevgili, bizi kurutacak güneşimiz kalmadı. Her şeyin yerini iki kelime aldı ‘Seni seviyorum’ oysa yetmiyordu, yetemezde.
Aşk işareti ile doğanlar yaşarken dünyaya talip olmazlar...Bilirler ki ne isteseler,neyi ansalar,ne kazansalar aşkın dışında hiçbir şey avutmaz onları,teselli etmez...Gönüllü sürgündür onlar...Gizliden gizliye hissederler bunu...Sonsuz bir ışıktan kopup gelmişlerdir geldikleri yere...Kopup geldikleri ışığa inançları ne kadar büyükse,içlerinde ki acı da o kadar derindir...Bu acı hatırlatır onlara kopup geldikleri yeri...Bu acı hatırlatır onlara kim olduklarını ve niye varolduklarını...
Kalplerinde aşk işaretiyle doğsa da bazı günler yorulur insan karşılıksız sevgilerinden...Yorulur kendisini anlatamamaktan...Sevgilim der,sevgilim der,ama,sevgilim dediği yanında değildir,bilir...Bazı günler insan soluksuz kalır,içindeki sevgili olmasa bile karşısındakine deliler gibi sarılır...O olmadığını bile bile sonsuz bir umutsuzlukla sarılır...İnsan soluksuz kalmaya görsün,sevgili diye bütün yanlışlarına,bütün kaçışlarına,kendine yaptığı ihanetlere sarılır...İnsan bir kere içindeki aşktan umudunu kesmeye görsün,her şey olmak,her yere yetişmek için bu hayat düşer...Her şey olduğunu,her yere yetiştiğini sandığı anda,ortada kendisi yoktur artık...Kaybolmuşluğa çok yakındır...Kopup geldiği ışığa inancı azalmıştır...Daha az acı çekiyordur artık...Ama daha mutsuzdur eskisinden....Daha mutsuzdur,o ışığı acı çekerek özlediği günlerden...
Soluksuz kaldığım kendime bile sakladığım günlerden bir gündü...Kaybolmuşluğa yakındım...İçimdeki acı hızla eksiliyordu...Işık soluyordu,soluyordu tıpkı sesim gibi...Soluyordu içimdeki aşk işareti gibi...Öylesine kaybolmuştum ki bulamıyordum artık içimde neyi yitirdiğimi,neyi kirlettiğimi...Öyle uzaklaşmıştım ki kendimden,kendimi bulmak için birine ihtiyacım vardı...
Onunla nerede ve nasıl tanıştığımız önemli değil....Gerçekten değil...Kaybolmuş insanlar birbirini çabuk buluyor....Umutsuzluk umutsuzluğu çağırıyor...
Konuşmaya susamıştık...Sanki ikimizde dilini,kültürünü bilmediğimiz uzak ülkelerden henüz dönmüş gibiydik bu ülkeye...Oysa böyle bir şey yoktu...Hep buradaydık...Hep o ışığımızdan kaybolduğumuz yerde...O ışığı orada bırakıp bu dünyaya,bu hayata gönül indirdiğimiz,her şey ve her yerde olduğumuzu sandığımız yerde...Hep o soluksuz kaldığımız yerde...Daha vakit var,o ışığa sonra dönerim, dediğimiz bu yerdeydik ikimizde...




Bu şiir ile ilgili 0 tane yorum bulunmakta