Dönebilmek o dönüşü olmayan yollardan
Sürekli bir aldanış bir daha bir daha
Hiç bitmeyecek gecelerden bir sabaha
Çikabilmek ve sevmek durmadan usanmadan
Konuşmak konuşmak gözlerle fısıltılarla
Duymak büyülü sıcaklıgını beyaz ellerin
Her geçen dakika var oldugunu anlamak için
Yaşamak arzu dolu dudaklarda, şarkılarla
Unutmak ne varsa kötülükten yana
İnmek sevilen gözlerin derinligine
Öyle mutlu, öyle sarhoş, alabildigine
Bin yıl içmek o sulardan kana kana
Her gün ona koşmak daglardan tepelerden
Her yerde, her zaman onsuz edememek
O en tatlı hayal, en büyük gerçek
Anlarsın taşan o günlerden gecelerden
Sonra bir gün o bütün karanlıkları yırtasin gelir
Başını alıp gidesin gelir uzak denizlere
Artık her şey boş ve yalan sevdin ya bir kere
Her yerinden bir bugu halinde o yükselir
Sen yoksun artık anla yeryüzünde bir o var
Onun elleri var, gözleri, dudakları
Anlarsın tenin besledigi zaman toprakları
Ve hala seversin zaman bitinceye kadar
Yeniden var oluştur ya da bir başka türlü oluştur bu
Nice aldanmalardan sonra bir aşka dönüştür bu.
Kayıt Tarihi : 16.07.2000 14:46:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




kendi etrafında döner dünya
yıldız ateşiyle
güneş etrafında dolanır dünya
sevgimle
kendi etrafımda döner
sevdamla
sevdiğimin etrafında dolanırım
insan bir insanlık arar
bir insan arar
bir yolculukta arkadaş
bir konaklamada dost
bir uyumak için eş
ilk ve son çare
aşka dönüş
ha şair midir bu bankacı, şairdi... ama kadından başka bir şeye de yazamamıştır...
bir mütefekkir hiç değildir...
bu şiirin konusunu biz de şöyle ifade etmiştik...;
XXXVI
külçe gibi sevmek de var,
leş gibi sevmek de,
defterden silip sevmek de var,
canda taşıyıp sevmek de,
aklına getirmeyerek sevmek de var,
hatırdan çıkaramadan sevmek de,
kaybolarak sevmek de var,
araya araya sevmek de,
suyu çekilerek, kupkuru dal olup sevmek de var,
sevmek de var çağlayan;
çağlayan…,
gırtlak ile göğsün birleştiği,
insanın can taşıdığı yerden,
en derinden çıkarken sesin,
ve bütün lafızların en yücesinin
en başında, selvi gibi salınırken ve
zarafetine meftun kalırken alemler,
boynu bükük, garip ve yetim bir tevazu ile,
bakarsın ötelere sen,
o\ndan gayrısız bütün mevcudata,
elif aşk…,
surelerin beşincisi ve,
isaya gökten inen sofra manasına gelen
maidenin, ilk iki ayetini;
kırık dökük bir mahreçle okuyan
talebenin sesini dinlemeye çekilen zahmet,
beşinci harf sesinin çıkarılması için
gösterilen çabaya tekâ\bul eder mi
ve o ses, elifin derinliğine özenirken,
ortada mı kalır yoksa;
hani mahrecinde gırtlak ortalarının
pek hafifçe sıkılmasıyla, boğazın
ortasından akıp gitmesine izin verilip,
dinleyenlere ferahlık ikram edilen harfin
telaffuzu gibi ve süreyya yıldız kümesi misali
aktı/gitti/yitti şu ömrün şair senin,
ki tasalanmadın gam kervanıyla gelen
ve payına düşen yükten,
ah;
kim istemez kendisine merhamet
ve refakat eden bir güçle yaşamak
ve kim razıdır hükmünde olmaya,
bir sevgisiz gücün;
ısıta ısıta tüp bittmedimi
TÜM YORUMLAR (12)