Şair sevebilir, ya da sevilebilir mi? Bence olasılıklar düşünüldüğünde, olumluluk göstergesi minimal olarak hesaplanan bir soru bu...
Bunun neden böyle olduğuna geçmeden önce bir şey ekleyebiliriz: Şairin sevmesi ya da sevebilmesi bu denli zor olsa da; şairin içindeki çocuk her zaman sever ve sevilir.
Şimdi gelelim girişteki tektoniğe...Şair coğrafyasının bir kırılmalar,kırgınlıklar,alt-üst oluşlar; hep yıkıp-bozan, yeniden yapan olgular...coğrafyası olduğu ta başından bellidir.Şair şair olalı; insanlar ona sen şairsin diyeli - kısacası insan incelmeye başlayalı - bu böyledir.Zaten o, dış çevre şöyle dursun içindeki 'doğa' ya da karşıdır.Bir, yerinde duramamazlık,bir tedirginlik, bir rahatsızlık hali hakimdir ona...ve 'varoluş'u süreğen bir 'oluş' halindedir. Ya da kısaca; mağmanın soğuyan halidir şair.Bir de komşu coğrafyayı eklersek buna - ki onun en uzun sınırı'çocuk ülkesi'yledir-durum daha da karmaşıklaşır.Şunu söylemek istiyorum: Hesapsızlık, korku nedir bilmeyiş,her gördüğü yeni şeye şaşırma güzelliğidir şair.Orada her gün dolup boşalan süt inceliğidir.
Şair: ' pantolonlu bulut* ' ya da etekleri yeryüzünde yel dolaştıran yağmur...Eser yağar,eser yağar giz'i giz'le buluşturur.
Yağmur giyerlerdi sonbaharla bir
Azıcık okşasam sanki çocuktular
Biraksam korkudan gözleri sislenir.
Ne kadınlar gördüm zaten yoktular




Bu şiir ile ilgili 0 tane yorum bulunmakta