Aşk, aşk neden imkansız olanla sınar bizi? Neden hep olmayacak şeylerin peşine düşürür? Olmaması gereken zamanlarda, olmaması gereken insanlarla neden sevgi deryasına dalarız? Oysa ne gariptir uğrunda ölmeyi göze aldığın şahsın gözünde çocuksu bir eylemde bulunuyormuşsun gibi gözükmek. Ne gariptir ki ne zaman gerçekten sevsek, sevilmeyişlerimiz. Nasıl olmuş, ne şekilde olmuş anlamadan severiz, yazık. Yazık çünkü isteyerek bulunmadığımız bir eylemin acısını binlerce yalnız gecede yaşarız. Yazık çünkü karşımızdaki kişinin gözünde bir acıma duygusundan fazlası değiliz. Yazık çünkü bunca yaptığımız şey kendiliğinden olsa dahi büyük ızdırıplar yaşatıyor yüreğimize. Bazen sadece bunlar acıtmaz içimizi... Kimimiz karşındaki divane gibi sevsede unutmalıdır, kimimiz karşındakini ölürcesine sevsede mutlu olması için mutsuz olmalıdır, kimimiz karşındakini kul köpek olurcasına sevsede başka ellere teslim etmelidir. Çocuğuzdur gözlerinde, acınası insanlarızdır. Unutursun, unutursunuz diyişleriyle sanki acı vermiyormuş gibi konuşurlar ya hani bunları da geçin; günler geçer, aylar geçer, yıllar geçer elbette ki unuturuz. İnsanız sonuçta ölüm bile unutuluyor haliyle amma neye yarar ki gönül şimdi kanıyorsa yarını düşünmek neye yarar. Her gece bir köşeye geçip sessiz gözyaşları içimizi acıtıyorsa eğer ne yarar ki... İçimizde kaç fırtına kaç cehennem kopuyor kimin umrunda... Hem ne acı şeydir değil mi? Ölürcesine sevdiğin insanı unutmak zorunda oluşun. Olsun madem ki canan canımdan yanacak, canımı canan için yakacağım. Madem ki canan bir tebessüm edecek; bir gün, bir ay, bir yıl gecesinde daha hıçkıracağım. Madem ki canan mutlu olacak bırakırım can candan çıksın..
Aşk işareti ile doğanlar yaşarken dünyaya talip olmazlar...Bilirler ki ne isteseler,neyi ansalar,ne kazansalar aşkın dışında hiçbir şey avutmaz onları,teselli etmez...Gönüllü sürgündür onlar...Gizliden gizliye hissederler bunu...Sonsuz bir ışıktan kopup gelmişlerdir geldikleri yere...Kopup geldikleri ışığa inançları ne kadar büyükse,içlerinde ki acı da o kadar derindir...Bu acı hatırlatır onlara kopup geldikleri yeri...Bu acı hatırlatır onlara kim olduklarını ve niye varolduklarını...
Kalplerinde aşk işaretiyle doğsa da bazı günler yorulur insan karşılıksız sevgilerinden...Yorulur kendisini anlatamamaktan...Sevgilim der,sevgilim der,ama,sevgilim dediği yanında değildir,bilir...Bazı günler insan soluksuz kalır,içindeki sevgili olmasa bile karşısındakine deliler gibi sarılır...O olmadığını bile bile sonsuz bir umutsuzlukla sarılır...İnsan soluksuz kalmaya görsün,sevgili diye bütün yanlışlarına,bütün kaçışlarına,kendine yaptığı ihanetlere sarılır...İnsan bir kere içindeki aşktan umudunu kesmeye görsün,her şey olmak,her yere yetişmek için bu hayat düşer...Her şey olduğunu,her yere yetiştiğini sandığı anda,ortada kendisi yoktur artık...Kaybolmuşluğa çok yakındır...Kopup geldiği ışığa inancı azalmıştır...Daha az acı çekiyordur artık...Ama daha mutsuzdur eskisinden....Daha mutsuzdur,o ışığı acı çekerek özlediği günlerden...
Soluksuz kaldığım kendime bile sakladığım günlerden bir gündü...Kaybolmuşluğa yakındım...İçimdeki acı hızla eksiliyordu...Işık soluyordu,soluyordu tıpkı sesim gibi...Soluyordu içimdeki aşk işareti gibi...Öylesine kaybolmuştum ki bulamıyordum artık içimde neyi yitirdiğimi,neyi kirlettiğimi...Öyle uzaklaşmıştım ki kendimden,kendimi bulmak için birine ihtiyacım vardı...
Onunla nerede ve nasıl tanıştığımız önemli değil....Gerçekten değil...Kaybolmuş insanlar birbirini çabuk buluyor....Umutsuzluk umutsuzluğu çağırıyor...
Konuşmaya susamıştık...Sanki ikimizde dilini,kültürünü bilmediğimiz uzak ülkelerden henüz dönmüş gibiydik bu ülkeye...Oysa böyle bir şey yoktu...Hep buradaydık...Hep o ışığımızdan kaybolduğumuz yerde...O ışığı orada bırakıp bu dünyaya,bu hayata gönül indirdiğimiz,her şey ve her yerde olduğumuzu sandığımız yerde...Hep o soluksuz kaldığımız yerde...Daha vakit var,o ışığa sonra dönerim, dediğimiz bu yerdeydik ikimizde...




Bu şiir ile ilgili 0 tane yorum bulunmakta