Aşk, insana en büyük lütuf ve en ağır yük değil midir? Bizi yücelten, yakan, un ufak eden ve sonra küllerimizden yeniden var eden o tarifsiz hal… Bir göz, bir gülümseyiş, bir ses öyle basit bir an, tüm ömrümüzü altüst etmeye yetmez mi?
Bazen derim ki aşk bir okyanustur; yüzmeyi bilmeyenler için sonsuz bir uçurum, ustalar içinse ebedi bir serüven. Ama kim ustalaşabilir ki bu dalgalarda? Hepimiz, en az bir kez, boğulmaya razı gelmedik mi?
Sevmek, gönüllü bir esarettir. Ama ne tatlıdır bu esaret! Zincirleri boynumuza kendi elimizle dolarken bile mutluyuzdur. Acı çekmek, özlemek, yanmak bile hoş gelir. Çünkü biliriz ki bu ıstırap, aşkın gölgesidir. Onsuz olmak mı daha beter, yoksa onun içinde kaybolmak mı?
Ey seven gönül! Seni ayakta tutan şey, aşkının karşılık bulması değil, sevebilme kudretindir. Çünkü aşk, bir başkasında değil, önce sende başlar. Ve eğer yeterince büyükse, seni aşar, seni eritip yeni bir varlığa dönüştürür.
Aşk, insana kendi sınırlarını unutturur. Belki de bu yüzden ona düşmek deriz; çünkü ayakta durarak sevmek mümkün değildir.
Aşk
Bir aşk kadar zehirli,bir orospu kadar güzel.
Zina yatakları kadar akıcı,terkedilişler kadar hüzünlü.
Sabah serinlikleri; yeni bir aşkın haberlerini getiren
eski yunan ilahelerinin bağbozumu rengi solukları kadar ürpertici.
Öğlen güneşleri; üzüm salkımları kadar sıcak.




Bu şiir ile ilgili 0 tane yorum bulunmakta