Yağmur yağar bazen,
şehre değil
insanın iç boşluğuna.
O an anlarsın:
Sevilmeyen hayat
sadece yaşanmış zamandır.
Aşk
Aşk olmazsa
düşünce yarım kalır.
Bir cümle başlar
ama kendini tamamlayamaz.
Aşk
İnsan,
bir başkasına değmeden
kendi anlamını öğrenemez.
Ayna yetmez,
bilinç yetmez,
akıl tek başına eksiktir.
Aşk
Aşk
bir taşkınlık değil,
bir karar gibidir:
“Buradayım” deme cesareti.
Bir başkasının varlığını
kendi varlığının içine almak.
Aşk
Aşk olmazsa
ahlâk soyut kalır,
umut teoride yaşar,
gelecek ikna olmaz.
Aşk
Aşk,
mutluluk vaadi değildir.
Ama şudur:
Yaşamaya değer olmanın
en güçlü gerekçesi.
Aşk
İki insan yan yana durduğunda
dünya bir anlığına
anlamlı görünüyorsa,
işte orada
hayat kendini savunur.
Aşk
Susmuş, deniz düşünüyor,
Var olmak ağır bir soru bugün
Ve sen, cevabın kendisi gibi
Hiç kanıt istemeden duruyorsun karşımda.
Aşk
Seçmek, seni seçmekti
ve seçmek, uçurumdan düşmeyi göze almaktı.
Ama bil ki,
düşmekten çok
yaşanmamış bir hayattan korktum.
Aşk
İrade kördü, dünya sertti.
Ama aşk—
aşk istisnaydı.
İstencin bile sustuğu yerde
teninle değil, anlamınla dokundun bana.
Aşk
Ben seni severken
mantık suskun bir tanık oldu,
akıl kenara çekildi.
Çünkü sevmek, varoluşu artırıyordu
ve seninle ben
daha çok vardık.
Aşk
Umudum dolaşıyordu sesimde:
Aşk, yenilse bile
yenilmiş sayılmazdı.
Çünkü kalpte kalan şey
zamanın yasalarına uymaz.
Aşk
Zaman büküldü,
bir bakışın,
bir ömre denk geldi.
Aşk
Anladım ki:
Aşk yoksa
ahlâk eksik,
gelecek anlamsız,
insan yarımdır.
Aşk
Seninle
beden, bir düşünceye;
düşünce, bir duaya dönüştü.
Tutku bağırmadı,
ama hiç susmadı.
Aşk
Eğer bir gün sorarlarsa:
“Yaşam nedir?”
diye,
şöyle diyeceğim sakince:
Aşk yoksa,
yaşam
yalnızca
ertelenmiş bir sessizliktir.
Aşk
Aşk,
aklın bittiği yerde başlayan kar yağışı gibidir;
ya seçersin
ya da ömür boyu titrersin.
Aşk
Ben seni seçtim.
Bu yüzden dünya hâlâ mümkün.
Belki haklıyım, belki değil:
İrade kördür,
beden düşünceden önce yürür,
acı kaçınılmazdır.
İnsan bazen acıyı sever
çünkü sevdiği şey acının içindedir.
Aşk
Sessizlik bile
adını fısıldıyordu.
Ey sevgili,
ben sana yazgı gibi geldim,
geçici değil
kaçınılmaz.
Aşk
Bak,
kış şehri beyaza boğarken
senin sesin
karanlığı inceltiyor.
Aşk dediğin
umutla delilik arasında
zarif bir çizgi.
İnançtır bu.
Kanıtı yok.
Ama onsuz yaşamak
daha büyük bir yalandır.
Aşk
Kar yağmaya devam ediyor.
Dünya hâlâ sert.
Ama sen varsın.
Bu yüzden
umut,
mantığa rağmen
ayakta.
Aşk
Aşk,
iradenin zincirlerini kırdığı an
özgürlük olur.
Acı geçer,
ama seçilmiş bir sevda
zamanı bile utandırır.
Aşk
Yağmur yağar bazen,
şehre değil
insanın iç boşluğuna.
O an anlarsın:
Sevilmeyen hayat
sadece yaşanmış zamandır.
Aşk
Aşk olmazsa
düşünce yarım kalır.
Bir cümle başlar
ama kendini tamamlayamaz.
Aşk
İnsan,
bir başkasına değmeden
kendi anlamını öğrenemez.
Ayna yetmez,
bilinç yetmez,
akıl tek başına eksiktir.
Aşk
Aşk
bir taşkınlık değil,
bir karar gibidir:
“Buradayım” deme cesareti.
Bir başkasının varlığını
kendi varlığının içine almak.
Aşk
Aşk olmazsa
ahlâk soyut kalır,
umut teoride yaşar,
gelecek ikna olmaz.
Aşk
Aşk,
mutluluk vaadi değildir.
Ama şudur:
Yaşamaya değer olmanın
en güçlü gerekçesi.
Aşk
İki insan yan yana durduğunda
dünya bir anlığına
anlamlı görünüyorsa,
işte orada
hayat kendini savunur.
Aşk
Susmuş, deniz düşünüyor,
Var olmak ağır bir soru bugün
Ve sen, cevabın kendisi gibi
Hiç kanıt istemeden duruyorsun karşımda.
Aşk
İrade kördü, dünya sertti.
Ama aşk—
aşk istisnaydı.
İstencin bile sustuğu yerde
teninle değil, anlamınla dokundun bana.
Aşk
Seni severken
mantık suskun bir tanık oldu,
akıl kenara çekildi.
Çünkü sevmek, varoluşu artırıyordu
ve seninle ben
daha çok vardık.
Aşk
Umudum dolaşıyordu sesimde:
Aşk, yenilse bile
yenilmiş sayılmazdı.
Çünkü kalpte kalan şey
zamanın yasalarına uymaz.
Aşk
Kıştı.
Şehir, denizin önünde susmayı öğrenmişti.
Ordu’da akşamlar erken kararır;
insan, kendi kalbinin lambasını yakmak zorunda kalır.
Aşk
Deniz griydi ama yorgun değildi,
acı çekmiş, ama iyiliğe inancını bırakmamıştı.
Dalgalar ısrarla vuruyordu kıyıya,
“Sevmeden yaşanmaz,” der gibi.
Aşk
Seni sevdim.
Bu, duygu değildi yalnızca;
bir sorumluluktu.
İnsanın kendine karşı dürüst olma çabasıydı,
başkasının varlığını
kendi hayatının merkezine koyabilme cesaretiydi.
Aşk
Şehir üşüyordu.
Çınarların dallarında kar,
biriktirdiği tüm yazları affeder gibiydi.
Sen yürüyordun sokakta—
ve ben anladım:
Aşk bazen bir beden değil,
bir yön duygusudur.
Aşk
Denizle aramızda uzun bir sessizlik vardı.
Ama o sessizlik boş değildi;
içinde gelecek saklıydı.
Çünkü umut büyük sözlerde değil,
küçük sadakatlerde büyür.
Aşk
Elini tuttum.
Dünya bir anlığına sadeleşti.
Savaşlar, korkular, anlamsız gururlar
kar altında kaldı.
Geriye sadece şu kaldı:
Bir insanın başka bir insana
“Buradayım” diyebilmesi.
Aşk
Kış geçecek, biliyorum.
Ama Ordu’nun denizi gibi
bu aşk da
soğukta bile canlı kalmayı sürdürecek.
Çünkü sevgi,
hayatın en ciddi işidir—
ve biz onu ciddiyetle,
ama umutla seçtik.
Aşk
Eğer bir gün kaybolursam,
bil ki romantik bir hayalde değil,
varoluşun tam ortasında arıyorum seni.
Bir kış gecesi gibi—
soğuk,
ama umutla dolu.
Aşk
Bu şehir,
Ordu:
Çınar, deniz ve düşüncelerimiz arasında kalmış bir bedendir.
Kış, sokaklara değil,
önce insanın içine yağar burada.
Aşk
Aşk bende hem erdem,
hem de kaderdir.
Yücelir, taşar,
bazen beni bile aşar.
Aşk
Seninle,
O derin sessizliklerimizi biliyorum.
Yan yana susarken
iki yalnızlığın tek bir anlam oluşturmasını.
Aşk
Bu kış,
deniz koyu,
çınarlar yorgun,
Aşkın Şehri ağır
ama sen varsın.
Ve bu yetiyor.
Aşk
Aşk olmazsa,
hiçbir düşünce yaşanmaz,
hiçbir şehir hatırlanmaz,
hiçbir beden gerçek olmaz.
Aşk
Ben seni
aklımla tartmadım.
Kalbimle savundum.
Aşk
Seviyorum seni:
Korkusuz,
zamansız,
sanki her an sürgüne gidebilirmişim gibi.
Ama yine de adını
karın üstüne yazıyorum,
silineceğini bile bile.
Aşk
Tenin,
felsefenin sustuğu yerde başlar.
Dokunduğumda
hiçbir kavram dayanmazdı sana.
Bedenin,
aklın en dürüst itirafıdır.
Aşk
Sevmek,
bir fikri savunmak gibidir bazen;
akla karşı kalbi,
kalbe karşı suskunluğu.
“İnsan kendini tanımadan sevemez.”
Ama ben seni severken
kendimi unuttum.
Aşk
Aşk,
aklın bittiği yerde başlayan kar yağışı gibidir;
ya seçersin
ya da ömür boyu titrersin.
Aşk
Sessizlik bile
adını fısıldıyordu.
Ey sevgili,
ben sana yazgı gibi geldim,
geçici değil
kaçınılmaz.
Seninle
beden, düşünceye;
düşünce, duaya dönüştü.
Tutku bağırmadı,
ama hiç susmadı.
Aşk
Bak,
kış şehri beyaza boğarken
senin sesin
karanlığı inceltiyor.
Aşk dediğin
umutla delilik arasında
zarif bir çizgi.
İnançtır bu.
Kanıtı yok.
Ama onsuz yaşamak
daha büyük bir yalandır.
Aşk
Kar yağmaya devam ediyor.
Dünya hâlâ sert.
Ama sen varsın.
Bu yüzden
umut,
mantığa rağmen
ayakta.
Aşk
Seçmek, seni seçmekti
ve seçmek, uçurumdan düşmeyi göze almaktı.
Ama bil ki,
düşmekten çok
yaşanmamış bir hayattan korktum.
Aşk
Kayıt Tarihi : 3.1.2026 15:48:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!