"Kays, çöllerin Mecnûn'uydu; ben ise buzun, ayazın/ Feryad ü figan dönerim kutuplarda devran-ı dem."
Geçen güz mevsimi, ikindiye yaslandığım bir hicret vaktinde bir gönül dostum “Bütün aşklar masal tadında yaşanmalı, mutlu sonla bitmeli.” diyen de var; “Aşkta vuslat olmaz, vuslat olsa aşk olmaz.” diyen de. Siz hangi fikirdesiniz? Size göre aşkın tanımı nedir?” diye sormuştu. Bu suale uzun soluklu bir cevap verememiş, şu kısa dörtlükle yetinmiştim:
“Bilemedim nedir tanımı aşkın/ Cevap vermekte lügat bile şaşkın/ Yanmayana, yakmayana aşk demem/ Ruhsuz viraneye asla köşk demem.”
XXXXX
“Bu garibe yeter aşkın bir damlası/ Gönlümde açar güllerin en hası/ Aşkla silinir dünyanın kiri, pası/ Sultanı sensin gönlümün, giremez başkası/ Seninle yıldızlanır, aydınlanır gecelerim/ Seninle roman olur kırık hecelerim.”
Yorgunum, bahar geldi, silah kullanmayı öğrenmeliyim bu yaz
Kitaplar birikiyor, saçlarım uzuyor, her yerde gümbür gümbür bir telâş
Gencim daha, dünyayı görmek istiyorum, öpüşmek ne güzel,
düşünmek ne güzel, bir gün mutlaka yeneceğiz!
Bir gün mutlaka yeneceğiz, ey eski zaman sarrafları! Ey kaz kafalılar! Ey sadrazam!




Bu şiir ile ilgili 0 tane yorum bulunmakta