İnsan birisini sevdiği zaman, dünyanın onun etrafında döndüğünü sanar ve dünyanın onun etrafında dönmediğini görüp, kendi dünyasına dönene kadar geçen süreci aşk sanar bazen..
Seven çok sever kimi zaman. Ama sevdiği bir gün gider; hayat durmuştur artık seven için.. Sevilen, sevildiğinden emin, rahatındadır.
Sevmek, birlikte geçirilen zamanlar mıdır? Ya da onsuz kaldığınızda alınamayacak sandığınız nefesiniz midir?
Sevgi, aşk hep vardı.. Çağımızda anlamını yitirmiş olsa da, yaşanmaya değer güzel duygular olarak lügatta kendini korumaya çalıştı.. Sonra densizin biri geldi; sevgi budur dedi; gösterdi ve gitti.. Sonra bir diğeri, sevdiğini sandı; sevildiğiyle kaldı.. Herkes, hayatı boyunca doğru insanı, doğru aşkı bulmak için arandı durdu. Bazıları şanslıydı; hiç umulmayan zaman dilimlerinde, umulmayan bir yerlerde karşılaştı, o çok sevdiğiyle..
Ve aşk, yitirdi anlamını.. Çeşme başı sevdaları, yerini o büyük aşklara, tek gecelik sevdalara bıraktı.. Çeşmeden akan sular, sevenin gözünden aktı. Çeşme kurudu, aşk unutuldu.. Her yaşanan birlikteliğin, evlilikle sonlandırılacağını düşünen taraf açıkta kaldı; kendi yalnızlığında, en sıcak yaz ayında üşür oldu belki de geride kalan.. İmkansızlık kavramı yerini paraya, pula ve üç kişilik yaşanan aşklara bıraktı. Seven haline ağlarken, sevilen arada kaldı.. Seven; bir ömür bekleyebileceğini sandı ama yapamadı. Bir gün biri geldi ve o kişinin, hayatının eşi olduğunu düşündü. Sonra o gitti; yine yanılmakta geç kalmadı.
Aşk mı?
Evet.. Aşk hep vardı..
Aşk işareti ile doğanlar yaşarken dünyaya talip olmazlar...Bilirler ki ne isteseler,neyi ansalar,ne kazansalar aşkın dışında hiçbir şey avutmaz onları,teselli etmez...Gönüllü sürgündür onlar...Gizliden gizliye hissederler bunu...Sonsuz bir ışıktan kopup gelmişlerdir geldikleri yere...Kopup geldikleri ışığa inançları ne kadar büyükse,içlerinde ki acı da o kadar derindir...Bu acı hatırlatır onlara kopup geldikleri yeri...Bu acı hatırlatır onlara kim olduklarını ve niye varolduklarını...
Kalplerinde aşk işaretiyle doğsa da bazı günler yorulur insan karşılıksız sevgilerinden...Yorulur kendisini anlatamamaktan...Sevgilim der,sevgilim der,ama,sevgilim dediği yanında değildir,bilir...Bazı günler insan soluksuz kalır,içindeki sevgili olmasa bile karşısındakine deliler gibi sarılır...O olmadığını bile bile sonsuz bir umutsuzlukla sarılır...İnsan soluksuz kalmaya görsün,sevgili diye bütün yanlışlarına,bütün kaçışlarına,kendine yaptığı ihanetlere sarılır...İnsan bir kere içindeki aşktan umudunu kesmeye görsün,her şey olmak,her yere yetişmek için bu hayat düşer...Her şey olduğunu,her yere yetiştiğini sandığı anda,ortada kendisi yoktur artık...Kaybolmuşluğa çok yakındır...Kopup geldiği ışığa inancı azalmıştır...Daha az acı çekiyordur artık...Ama daha mutsuzdur eskisinden....Daha mutsuzdur,o ışığı acı çekerek özlediği günlerden...
Soluksuz kaldığım kendime bile sakladığım günlerden bir gündü...Kaybolmuşluğa yakındım...İçimdeki acı hızla eksiliyordu...Işık soluyordu,soluyordu tıpkı sesim gibi...Soluyordu içimdeki aşk işareti gibi...Öylesine kaybolmuştum ki bulamıyordum artık içimde neyi yitirdiğimi,neyi kirlettiğimi...Öyle uzaklaşmıştım ki kendimden,kendimi bulmak için birine ihtiyacım vardı...
Onunla nerede ve nasıl tanıştığımız önemli değil....Gerçekten değil...Kaybolmuş insanlar birbirini çabuk buluyor....Umutsuzluk umutsuzluğu çağırıyor...
Konuşmaya susamıştık...Sanki ikimizde dilini,kültürünü bilmediğimiz uzak ülkelerden henüz dönmüş gibiydik bu ülkeye...Oysa böyle bir şey yoktu...Hep buradaydık...Hep o ışığımızdan kaybolduğumuz yerde...O ışığı orada bırakıp bu dünyaya,bu hayata gönül indirdiğimiz,her şey ve her yerde olduğumuzu sandığımız yerde...Hep o soluksuz kaldığımız yerde...Daha vakit var,o ışığa sonra dönerim, dediğimiz bu yerdeydik ikimizde...




tebrikler
tebrikler
Bu şiir ile ilgili 2 tane yorum bulunmakta