Aşk-ı Üryan -Garip Çoban Sıradışı > Şükür Günlüğü -Beyaz Şairler Kahvehanesi -www.beyazrenkler.org
--------------------
Gönlümde oturan kendilerini pek severım
Sessiz sokakların tutunamayanları hep gelmediniz,
ben hep sizi bekledim demezlermi
Saklı eskiyorlar sonsuzluklarında ciddi olduklarımızda
Beni arayacak olursanız ben ordayım insan ruhunun yüceldiği yerde
Kendini iyi ya da kötü hissetmeyenlerin
hiç bir şey hissedemen yaşadığı yerde milk-i beka'da
Basacak bir yerin olmaması çıldırtıcı
kaçtıktan sonra dinlenen insanda masum kıtlıktan çıkmış sevgili
Hala sığındığı bir labirentte vazgeçilmeyen yalnızlıklar
Bakın neler geçiyor ben kimim hayat kırıklıklarında uzaklarına gitmiş olanlar
Yıllardır etraflarındaki karanlık kaybolmamış
vız gelmiş kendini keşfinde kayboldukça
En küçük bir acı duymadan ölmeyi becerebilecekmiydin seherde
Rastgele fırlatılmış gafletini süslüyordu duaların
Yeretmiş sessizliğinde yankı yapıyordu bakışların
Ruhunu korumak amacıyla kalbini gövdenden ayırdım bir vuruşta zülfukarla
Yoksa dışardan baktığında korkunç çelişkilerle vardı
Hediyemdi avuçlarına konan besmeleyle dört kapın açılmıştı
Anlaşılmayan benzersiz bir uyum mu?
Ruhunun deyişiyle dünyayı güzel görmen
kamikazesiydi secdede geniş çaplı yakınlığında
Gizemli olduğumu gizleyende belki de güzel bır ölümdün
Doğurup emzirdiklerinle vücudunu ele geçiriyor
Yürekli ruhun mistik dağlarında
seni seviyorum dediğini duyar gibiyim rüzgar estikçe
Tuba ağacı gibi bir yüreğin var
Boğulmamak için dua dua nağmelerini getiriyor ruhuma seher yelin
Dermem için taşmışsın bilmez miyim
Senin hiç haberin olmamış geçit vermeyen dağlarından
Sadece kötülükten beslenen cinlere karışmış
alıcı kuşların çağırmasına karışmış sevgin
Arkana bakmadan kaçmak sanıldığı kadar kolay değildir
Boz bulanık sulara dönüşen hayatta boğulmamak içinde gidilebilir
Çoğu kez de kalbura koyup elediklerinde tarifsiz kalır dünya
Bir şifreleme tek başına tarifsiz tesellilerde tuhaf bir tarif
Sabır edip okuyacağım hazinelerin var
Saklı tuttuklarının haritasını çiziyorum besmeleyle
Bu yüzden kimseye kötülüğümüz dokunmaz
Sen dokun bana
Tarihsiz ve tarifsiz duygularım toplanmış yine
Bu gövdeye ve kavgalarıma dair kelimelerle med ve cezirim
Küf kokulu koltuklarımızda oturan ötekilerle bitmez tükenmez ayrılıklarımız
Uykulu bir loştukta bakışıyoruz büzüşüp oturan sevgiye
Dışarıdan gelen aşkın seslerinde kendi içlerini gıcıklıyor yalnızlıklarımız
Oracıkta hep kalakalmak bir tespih böceği gibi ne zor
Sevgiliysen hiç çıkmasan ne olur?
İçimde orada öyle hep kalsan ne olur
Bak gördün mü nasılda çağırıyorum senin gecende gündüzüme
Kal burada, sakın çıkma kalabalıklar arasına gelme oyuna
Bir kuytuda yaşadıklarınla kal yusuf-i kuyumda
Beynim bedenine ağırda gelse biraz daha büzül sebebimsen aşka
Med mi şimdi? Cezir mi? Sen söyle cemalinin selamından
Uzağındayken onu düşünmeden yapamadığımı yazamıyor
fermanını gönül kalememim
Yine tazeliyorsun içindeyken kendimi ondan uzaklaştırdığımla hasretini örseliyorum
Bağrın ezik bir aşk gibi daima bir çekişmesin
Didinmeden, mücadele etmeden çetrefil muhabbetim
Çekilme zamanı tam da sularında
Dedim ya çırpınıp coşacağım dalıp hiçleşmende
Kaynayanlarından yosunlarının arasında inci gibi uyuyan fısıltılarınla uyanacağım
Biriktirdiklerin arasında kınama avuçlarımı
En mahir ellerinle kendi kendini okşuyor gizli gizli ağlayışın
Şifa veriyor en arsızıyım dalga dalga savrulmalarında yıkanıyor suların susuz
Aşk-ı üryan secdemin
Biliyorum dayanmıyor samedime aklın
Son deminde belkide dünyanın kalbı
İşledikçe kanıtlayacak dünyalık aklıma
kalbimden damlayacak aşkında son bulacak ömrün
Şehadetim hak olan son sırrında nefes alacak
Secdede salalar, salavatlar eşliğinde duyacam dilsiz yanından
İnna lillahi, inna ileyhin racun diyen duayı
Ruhun şarabını tattığında belki kırk yasin okuyacak ay yüzünde saklanan sevgili
Odunun ateşe hasreti gibi çıkacak ruhum ruhuna
Amentü kalpli, kevser bakışlı, ihlas dilli, ayetel kürsü tenli sevgilinin karşısında
Son sözümdeki ilk sözüm kadar bembeyaz
bu güzel yeşil içinde samed hallerim
Şükrüme secde izim şahit olurmu bilemem
Yaşamaktan yitirenler arasında tanımlıyorsam aşkı coşkunluk kadınlığın
Biraz dingin biraz mistik bir benzer gönül
Günceline düşmeden hayatın tuzağına düşmekten koruyorum
ateş oldum bin defa yandınsada
Tematik duygulara ipuçları vermedim aşktan
Gönül kaleminden çıkan dualarla kavuşuyorum
Unutulmaz var olanda varsan
Böyle bir gelenekte kaba saba derman sızım kalabalıklar arasında
Zarifçe duyuruyor gönül gözünden
Dönülmez ustalıkla kotarırım dualarımı aşkla gizli yanına
Bır kaçısta telkin ediyor kavuşmayan yaralarıyla insan
Habersiz değil elbette yollarından dilde anlayana varlığın
Hep bir dinginlık arınmışlık peşinde dolaşmak dar geliyor yalnızlıklar'a
Tabii ki gülümseyen yanında hayat nedir ki
Hayatmı daha acımasız aşk mı?
Ne demeli?
Şimdi geriye dönüp baktığımda yanar yüreğimin başı
Bir ıssızlık duygusuyla azap şehrinde yaşayan insanlar arasındasın
Çok uzakta öpmen gereken alnımı birikmişinle düşlüyorsun
Düşlemek bitmiyor maksutuma sen göründün
Oysa bir çift sözün var nerdesin
Yeniden düşleme seni hatırlatan yıldızlar var
acılarınla kavgaların sahnelerinde dönme dolap
Tüm camlara kalp çizen sessiz çoçuk yanın belkide
Ve anımsıyorsun tabi acıydı dün
ama yarının içtenlikli azm-i didarında gönlün
Bunları da yaz gamlı firkatın artıp giderken
unutulmasın yer darda olsa gönül hiç bu kadar mutlu olmadı
yed…16:57…22062009
__________________
Bilmeyenler ne bilsin bizi, bilenlere selam olsun!
http://www.beyazrenkler.org/forum/showthread.php? t=19054
Engin DemirciKayıt Tarihi : 23.6.2009 13:31:00





© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.

Derviş olan aşık gerek yolunda hem sadık gerek
Bağrı anın yanık gerek can gözleri açık gerek
Alçaktan alçak yürüye toprak içinde çürüye
Aşk ateşinde eriye altın gibi sızmak gerek
Zikr-i Hakka meşgul ola, yana yana ta kül ola
Her kim diler makbul ola tevhide boyanmak gerek
Eyven kişi yol alamaz maksudunu tez bulamaz
Yoğ olmayan var olamaz varını dağıtmak gerek
Dervişlerin en alçağı buğday içinde burçağı
Bu Mısri gibi balçığı her bir ayak basmak gerek
Niyazi_i Mısri
TÜM YORUMLAR (2)