Ben seni
fazla anlatmadım,
fazla düşündüm.
Aşk
Felsefe der ki:
Aşk geçicidir.
Etik der ki:
Bazı geçicilikler
ömür boyu sorumluluktur.
Ben ikisine de kulak verdim.
Aşk
Tutku bağırmaz,
akar.
Gürültüyle değil,
ritimle yakar.
Ben seni böyle sevdim,
yüksek sesle değil,
yüksek bilinçle.
Aşk
Seni isterken
dünyayı inkâr etmedim;
dünyayı olduğu gibi kabul edip
seni seçtim.
Bu yüzden romantik,
bu yüzden entelektüel,
bu yüzden geri dönüşsüz.
Aşk
Eğer şiirlerim bir gün
bir yerlerde “hit” olacaksa,
sebebi belki de
insanlar
aklıyla sevilmek ister
en az bedeni kadar.
Ben seni
tam da oradan sevdim.
Aşk
Tenin
evet, var
ama adı konulmaz.
Çünkü bazı yakınlıklar
dokunulmaz değil,
korunur.
İnsanı insan yapan
sınırı bilmesidir.
Aşk
İnsan kalbi
iyiyle kötü arasında
değil,
cesaretle korku arasında seçer.
Ben cesareti
senden yana kullandım.
Aşk
Seni sevmek
duygumun taşkınlığıydı belki
ama bilincim onaylamakta haklıydı:
İnsan önce fark eder,
sonra bağlanır.
Ben seni
bildiğim için istedim.
Aşk
Erdem,
yüksek sesle savunulmaz;
yaşanır.
Aşkı bir hak değil,
sorumluluk saydım.
Yanında durmayı
yurttaşlık görevi bildim.
Aşk
Gülümsüyorum bir köşede,
fazlalıkları attım üzerimden:
yeminleri, büyük lafları,
boş romantizmi.
Bir çınarın sessizliğinde
sana yer açtım.
Aşk
Şöyle fısıldasam:
Ölçü,
tutkunun düşmanı değil;
onun biçimidir.
Bu yüzden dokunuşum
acele etmez,
ama vazgeçmez.
Aşk
Kendimi uyarıyorum:
Her şey geçicidir.
Bu yüzden
daha dikkatliyim teninde.
Bir anı tüketmek için değil,
korumak için yaklaşıyorum.
Aşk
Beethoven ritminde ilerliyoruz biz:
ne fazla ağır,
ne hafif.
Bir bakış allegro,
bir susuş adagio.
Aşk bazen
sadece doğru zamanda
durabilmektir.
Aşk
Michelangelo’nun mermeri gibi
bedenin
çıplak değil,
tamamlanmamış.
Ve işte bu yüzden
bu aşk:
Ne bağırıyor
ne saklanıyor.
Akıl kadar net,
ten kadar yakın.
Sebebimse şudur:
İnsanlar artık
yalnızca sevilmek değil,
anlaşılmak istiyor.
Ben seni
tam da oradan tuttum.
Aşk
Bazı bağlar
savunulmaz,
temsil edilir.
Yanında duruşum
bir fikir beyanı değil,
bir duruş meselesi.
Aşk
Seni istemek
bir içgüdünün aceleciliği değildi;
aklın, kalbe
usulca verdiği bir izindi.
Kalbimin dediği gibi
önce algıladım seni—
sonra vazgeçemedim.
Aşk
Aşırılık değil,
uyum yakar insanı.
Bu yüzden sana yaklaşırken
ne geri duruyorum
ne saldırıyorum.
Orta yerde,
en zor yerdeyim.
Aşk
Unutmuyorum ki seni,
zamanın kırılganlığını bilerek
daha dikkatli seviyorum.
Bu yüzden dokunuşlarım
hızlı değil,
ama gerçek.
Aşk
Akıl diyor ki:
Her şey geçer.
Beden diyor ki:
Ama şimdi buradayım.
İkisini barıştıran
tek şey var:
Bilinçli bir yakınlık.
Aşk
Sana dokunmak
bir sınırı aşmak değil,
bir sınırı kabul etmekti.
Bu yüzden yakınlığımız
kaba değil,
kesin.
Aşk
Felsefe
bize şunu öğretmedi mi zaten:
Hayat,
en çok fark edildiği yerde
derinleşir.
Ben seni fark ederek
yaşamaya başladım.
Aşk
Tutku,
ateş değildir yalnızca;
ateşi kontrol eden
ellerdir.
Bu yüzden arzumu
sana savurmadım,
sana emanet ettim.
Aşk
Aşk hayattır
çünkü hayat
anlam aramaz her zaman;
bazen sadece
birine denk gelmek ister.
Sonra ben
sana denk geldim.
Bu yüzden yaşıyorum.
Aşk
Hayat
birine doğru
yavaşça yürümektir.
Öyle ki ben sana yürürken
kendi varlığımı öğrendim.
Aşk
Kayıt Tarihi : 6.1.2026 20:55:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!