Aşk kumsallarında sevgi çağrışımları yapan bir serçe kadar naif ve kırılgandı yüreğim.
Denizin dalgalarında nasıl ki rüzgârın izi vardır; benimde betimlemelerim de sayfalara düşen, sana dair infiallerim vardır.
Nasıl ki kum taneleri yakar ayaklarını! Güneş hissettirir sana varlığını.
Gözlerime bak! Gözlerime bak hisset onlarda sana ait sıcaklığımı.
Hani bazen bir damla yaş düşer ya gözlerinden; ağlayan bir çocuktur yüreğin!
İşte sen, bende o göz yaşısın.
Hissederim, hissederim! Ağlarken hisseder ruhum sana olan öksüzlüğünü.
Bu sabah pencereler buhuluydu, Eylül! Hem hüzün hem duyguydu.
Eylül sevginin kucağında bir çocuktu.
O yüzden ağlıyor bulutlar çiy düşüyor yagmursuz pencerelere, o yüzden daralıyor yürek cenderelerde.
Özlemim bir çiy damlası gibi işte!
Varlığın özlemim olmuş.
Büyüyor, büyüyor! Her daim her an büyüyor.
Sen bunu hissedemezsin, göremezsin bilemezsin.
Sana ait olduğumu söylesem, ağlasam yalvarsam!
Anlayamazsın.
Aslında hiçim gözünde sıradan biri hemde.
Oysa benim yüreğim çöl olmuş, sensizliğe aç bir çôl!
Yeşile hasretim olduğunu bilmiyorsun.
Sevdiğimi görüyorsun ama hissetmiyorsun.
Sen hiç serap gördün mü sevginin serabını?
Kurumuş gönül çöllerinde.
Hiç acıdımı canın özlemlerin ukdelerinde?
Susuyorum sana!
Ve hep susacağım.
Ve hatta gözlerine de bakmayacağım.
Unuturmuyum?
Asla unutamam!
Ayrılık çöllerinin vahasında yitip gidecek yüreğim.
Aşk rüzgarlarının hükmettiği bir kum fırtınasında.
Kayıt Tarihi : 7.9.2021 00:50:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!