ellerini uzat
sabahın serinliğini vereyim sana
belki yangınını alır deli dolu damlalar
kuşlar gibi kanatlanır uçarsın
hadi
kır zincirlerini
istersen
mum gözlü geceler getireyim dudağına
oturalım göğün göğsüne yıldızlar serilsin ayağımıza
sessizliği incitmeyelim kuş dilinde şarkılar fısılda
kulağıma
alalım kalemi elimize
tutkunun arzunun resmini çizelim dağlara
ovalar yürüsün aşkla üzerimize yıkılsın duvarlar
hüznü korkularımızı endişelerimizi bırakalım uçurumlara
sarıl yalnızlığımızı paylaşalım şarap tadında
milyon kez öpücüklerle
güzel olmaz mıydı bunlar sence
oysa
efsunlu bir duruşun var senin
koşa koşa gizemine çekiliyor asi ruhum
dolaşık bir dilin karışık bir alfaben var senin
çözemiyorum
çözülmüyor
en zoru bu
her fırtına öncesi her kasırga sonrası tufanlarda
karanlık ve ruh sıkıcı labirent oyunlarının
cehennemlerine kum gibi
savruluyorum
söz aralıklarında
boğuluyor anlaşılmaz tekin olmayan cümlelerin
ve istemeden aşktan eleniyor kalbim yutkuna yutkuna
yağmurlu günlerde mazgallara akan azgın seller gibi
boz bulanık akıyorum incine incine
bilinmezlere
sonra
hüsran çiçeklerini toprağıma ekiyor zaman acıta acıta
seninse dalın bile kıpırdamıyor
rüzgârın bile esmiyor arkamdan
............
02092024
02:56
Ayşe Uçar
Kayıt Tarihi : 13.9.2024 11:26:00
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.

Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!