Aşk evlenmeden güzeldir, derler ya...
O yasak meyvenin tadı, o gizli bakışların ateşi,
Nikâh masasında söner mi gerçekten o heyecan?
Nazım gibi tutkulu, ateşli bir başlangıçla:
Gözlerinle başlar her şey, bir bahar gibi patlar içimde,
Yüreğim hızla çarpar, rüzgâr gibi eser sana doğru.
Evlenmeden önceki o fırtına, o deli dolu koşu...
Sonra günlük hayat girer araya, rutinler yutar tutkuyu.
Cemal Süreya’nın inceliğiyle devam edeyim:
Seni düşünürken bodrum kahvelerinde otururum,
Ellerin uzanır bana, mahcup ve sıcak.
Evlenmeden güzeldir aşk, çünkü her dokunuş bir sürpriz,
Her öpücük bir isyan, her gece bir macera.
Attila İlhan’ın melankolisiyle sorayım:
Ben sana mecburum biliyorsun, ama ya evlendikten sonra?
O mecburiyet sevdaya döner mi, yoksa zincire?
Yasak olan daha tatlıdır derler,
Gerçekten mi? Yoksa aşk, evlilikte mi olgunlaşır?
Turgut Uyar gibi göğe bakarak bitireyim:
Aşk evlenmeden güzeldir belki, o ilk duraktaki duruş gibi,
Ama yol devam eder, birlikte yürünürse daha derinleşir.
Seninle bir ömür, aynı yastıkta baş koymak...
Belki de en güzeli, evlendikten sonraki sadakatle yanmaktır.
Özdemir Asaf’ın kısalığıyla nokta koyayım:
Aşk başlamadan güzel...
Ama devam ederse, efsane olur.
Hangisi doğru bilmem, ama aşk her haliyle güzel değil mi?
Sen ne dersin, ey sevgili okur?
Kayıt Tarihi : 25.12.2025 15:53:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!