Aşk kulbu olmayan bir han kapısı. Bir hayal aleminin gerçek ile buluşması. Sevmek denilen huzur iklimi kışı yaz, Yazı kış eden. Mevlana der ya hani ; şems onun dili. O misal işte bizimkisi. Ben bir dilsiz dilli , baksan kalbime binlerce cam kırığı ve binlerce tebessüm dolu hissiyat. Bilirsin bir tek sen beni , içimde bir çocuk yatar benim. Sana bakarken gülümserdi benim göz bebeklerim. Bensiz gülümseyişlerin bile mutlu eder beni. Aşk nedir diye sorarsa eğer biri ; Ne paradır aşk ne de bir kıyafet misali çıkarılabilecek bir nesne . Aşk dediğin varlığında bile doyamamak sevmeye. Yokluğunda ise dua etmek her an mutlu olsun diye . Sevmenin verdiği huzur yakar bazen içimi işte böyle. Sevdiğimden uzak ve tek olsam bile . Kim tutmam hiç kadere . Rüyalarım bile hep seninle. Ayrı kalmış olmak değil aşka bir perde . Rüyalarım seninle dualarım sende ve ben sende. Şair olmak gerek bazen .
sırt çantalı bir duman gibibir melekle çarpışan kelebeğin kanadından dökülen toz
bir çağlayanda sürüklenen bir dal parçası gibi
istemediğimiz yerlere giderse aşkımız sevgilim yalnızca kanatlarına güven
kendi yarattığımız boşluğun ucunda sıkı sıkı tuttuğumuz bir kapı koludur yaşam
ve aşk, en derin kuyumuza düşen keman yürüdüğümüz yollar daralırken



