Yanan bir alevdin bir zamanlar. Öyle yakıyordun ki, ateş bile senin kadar yakmazdı beni. İçin için köz olana kadar yaktın. Sevmeyi unutmuşken karşıma çıktın. Aşkı unutmuşken sevdayı hatırlattın. Ben seni sevdim. Ben senin için öldüm. Ama sen değiştin.
Oysa hayatta, tanıştırıldığım ilk aşktın. Yüreğimin dengesi bozuldu bir den. Gözlerim hayallere daldı. Rüyaları unuttum. Gözü açık gördüğüm tek rüya sen din. Aşk buydu demek ki... Sevgili olmadan bile, onunla yaşamak. Aldığın her nefeste, onu içine çekmek. Yanmak, yanmak... Yüreğinde aşkın alevini hissetmek. Acaba sen de benim kadar beni sevdin mi? .
Şu an içimde, ağzından köpükler çıkan azgın bir boğa var. Sakın yaklaşma yanıma. O kadar kırıldım ki sana. Aşkla dolu yüreğim, şu an darma duman.
Seni tanıdığım güne, aşkla sevdiğim anlara, lânetler okuyorum. Bin kere affettim değişen bir şey yok. Hep aynısın. Belli ki değişmeyeceksin. Çıkma artık karşıma. Anlıyorum ki, sen benim sevdiğim kadar, beni sevmedin.
Git artık rüyalarımdan. Git artık hayallerimden. Bırak beni yalnızlığıma...Bırak diyorum sana.
bir güvercin uçurup kıtalar arasından
çağırdın beni
geçerek birer birer sürgün kanyonlarını
derbeder koşup geldim ışıldayan tahtına
yarım koyup bir bardak kurşun rengi çayımı