Acı tecrübelerden bıktım; artık çok yoruldum...
Yılkı tayları gibi uçsuz bucaksız, yemyeşil çayırlarda
Özgürce koşarken, göğsüm asi rüzgârlarda;
Boynuma kement, ayaklarıma prangalar vuruldu!
Hırçın bir dalga idim; kıyılara vura vura duruldum...
Bir kartal gibi başım bembeyaz bulutlarda,
Rüzgârlarda süzülürken yüce dağların doruklarında;
Serseri bir sevda kurşunu ile... Yüreğimden vuruldum!
Fotoğraflarda gülümsemeyi... Hiç beceremedim.
Ben, mutluluk peşinde koşmamayı çoktan öğrendim.
Gönül bahçeme henüz bahar hiç gelmedi;
Yüreğime düşen ayrılık ateşi hâlâ kor... Küllenmedi.
Kurudu göz pınarlarım, her gidene ağlamaktan;
Yoruldum... Anılara sarılarak yaşamaktan.
Dudaklarımdaki tebessüm solalı yıllar oldu;
Gözlerimdeki sevinç ışıltıları... Çoktan kayboldu.
Aşk burgacında yitirdim gençliğimi,
Bir film gibi izledim ömrümün tükendiğini...
Aşk ateşi zamanla küllenip söner sandım;
Aşkın "ayrılık" olduğunu... Çok geç anladım.
Kayıt Tarihi : 13.2.2026 07:54:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!