Kim demişti arkadaş aşırma şiir yazma
Arben denen küreğin oyalandığı kazma
Tufan şaka yaparken dalgalarla yeldaya
Arbene tecavüzden başına düştü kaya
Bir baktım sayfamıza tufan denen bir fare
Kalplerinde aşk işaretiyle doğar kimileri... Yeryüzüne gönül indiremez onlar... Hayatı ve insanları anlarlar,hayata ve insanlara merhamet duyarlar,ama hayatın ve onun içindeki insanların yaşadıkları gibi yaşamazlar.
Aşk işareti ile doğanlar yaşarken dünyaya talip olmazlar...Bilirler ki ne isteseler,neyi ansalar,ne kazansalar aşkın dışında hiçbir şey avutmaz onları,teselli etmez...Gönüllü sürgündür onlar...Gizliden gizliye hissederler bunu...Sonsuz bir ışıktan kopup gelmişlerdir geldikleri yere...Kopup geldikleri ışığa inançları ne kadar büyükse,içlerinde ki acı da o kadar derindir...Bu acı hatırlatır onlara kopup geldikleri yeri...Bu acı hatırlatır onlara kim olduklarını ve niye varolduklarını...
Kalplerinde aşk işaretiyle doğsa da bazı günler yorulur insan karşılıksız sevgilerinden...Yorulur kendisini anlatamamaktan...Sevgilim der,sevgilim der,ama,sevgilim dediği yanında değildir,bilir...Bazı günler insan soluksuz kalır,içindeki sevgili olmasa bile karşısındakine deliler gibi sarılır...O olmadığını bile bile sonsuz bir umutsuzlukla sarılır...İnsan soluksuz kalmaya görsün,sevgili diye bütün yanlışlarına,bütün kaçışlarına,kendine yaptığı ihanetlere sarılır...İnsan bir kere içindeki aşktan umudunu kesmeye görsün,her şey olmak,her yere yetişmek için bu hayat düşer...Her şey olduğunu,her yere yetiştiğini sandığı anda,ortada kendisi yoktur artık...Kaybolmuşluğa çok yakındır...Kopup geldiği ışığa inancı azalmıştır...Daha az acı çekiyordur artık...Ama daha mutsuzdur eskisinden....Daha mutsuzdur,o ışığı acı çekerek özlediği günlerden...
Soluksuz kaldığım kendime bile sakladığım günlerden bir gündü...Kaybolmuşluğa yakındım...İçimdeki acı hızla eksiliyordu...Işık soluyordu,soluyordu tıpkı sesim gibi...Soluyordu içimdeki aşk işareti gibi...Öylesine kaybolmuştum ki bulamıyordum artık içimde neyi yitirdiğimi,neyi kirlettiğimi...Öyle uzaklaşmıştım ki kendimden,kendimi bulmak için birine ihtiyacım vardı...
Onunla nerede ve nasıl tanıştığımız önemli değil....Gerçekten değil...Kaybolmuş insanlar birbirini çabuk buluyor....Umutsuzluk umutsuzluğu çağırıyor...
Konuşmaya susamıştık...Sanki ikimizde dilini,kültürünü bilmediğimiz uzak ülkelerden henüz dönmüş gibiydik bu ülkeye...Oysa böyle bir şey yoktu...Hep buradaydık...Hep o ışığımızdan kaybolduğumuz yerde...O ışığı orada bırakıp bu dünyaya,bu hayata gönül indirdiğimiz,her şey ve her yerde olduğumuzu sandığımız yerde...Hep o soluksuz kaldığımız yerde...Daha vakit var,o ışığa sonra dönerim, dediğimiz bu yerdeydik ikimizde...
Devamını Oku
Aşk işareti ile doğanlar yaşarken dünyaya talip olmazlar...Bilirler ki ne isteseler,neyi ansalar,ne kazansalar aşkın dışında hiçbir şey avutmaz onları,teselli etmez...Gönüllü sürgündür onlar...Gizliden gizliye hissederler bunu...Sonsuz bir ışıktan kopup gelmişlerdir geldikleri yere...Kopup geldikleri ışığa inançları ne kadar büyükse,içlerinde ki acı da o kadar derindir...Bu acı hatırlatır onlara kopup geldikleri yeri...Bu acı hatırlatır onlara kim olduklarını ve niye varolduklarını...
Kalplerinde aşk işaretiyle doğsa da bazı günler yorulur insan karşılıksız sevgilerinden...Yorulur kendisini anlatamamaktan...Sevgilim der,sevgilim der,ama,sevgilim dediği yanında değildir,bilir...Bazı günler insan soluksuz kalır,içindeki sevgili olmasa bile karşısındakine deliler gibi sarılır...O olmadığını bile bile sonsuz bir umutsuzlukla sarılır...İnsan soluksuz kalmaya görsün,sevgili diye bütün yanlışlarına,bütün kaçışlarına,kendine yaptığı ihanetlere sarılır...İnsan bir kere içindeki aşktan umudunu kesmeye görsün,her şey olmak,her yere yetişmek için bu hayat düşer...Her şey olduğunu,her yere yetiştiğini sandığı anda,ortada kendisi yoktur artık...Kaybolmuşluğa çok yakındır...Kopup geldiği ışığa inancı azalmıştır...Daha az acı çekiyordur artık...Ama daha mutsuzdur eskisinden....Daha mutsuzdur,o ışığı acı çekerek özlediği günlerden...
Soluksuz kaldığım kendime bile sakladığım günlerden bir gündü...Kaybolmuşluğa yakındım...İçimdeki acı hızla eksiliyordu...Işık soluyordu,soluyordu tıpkı sesim gibi...Soluyordu içimdeki aşk işareti gibi...Öylesine kaybolmuştum ki bulamıyordum artık içimde neyi yitirdiğimi,neyi kirlettiğimi...Öyle uzaklaşmıştım ki kendimden,kendimi bulmak için birine ihtiyacım vardı...
Onunla nerede ve nasıl tanıştığımız önemli değil....Gerçekten değil...Kaybolmuş insanlar birbirini çabuk buluyor....Umutsuzluk umutsuzluğu çağırıyor...
Konuşmaya susamıştık...Sanki ikimizde dilini,kültürünü bilmediğimiz uzak ülkelerden henüz dönmüş gibiydik bu ülkeye...Oysa böyle bir şey yoktu...Hep buradaydık...Hep o ışığımızdan kaybolduğumuz yerde...O ışığı orada bırakıp bu dünyaya,bu hayata gönül indirdiğimiz,her şey ve her yerde olduğumuzu sandığımız yerde...Hep o soluksuz kaldığımız yerde...Daha vakit var,o ışığa sonra dönerim, dediğimiz bu yerdeydik ikimizde...




Emeğinize, yürek sesinize sağlık üstadım. Değerli kaleminizden anlamlı ve güzel bir şiir okudum. Her satırı ayrı değerde harikalar dökülmüş kaleminizden. Kaleminiz daim olsun. Selamlar
:) anlayana iyi taşlama hocam bu taşlama biraz rahatlatmıştır sizi,saygılar
Güzel bir taşlama şiiri.Söylediklerinizi hak edenler vardır mutlaka.Kutlarım.Saygılar İbrahim Bey.
ibrahim bey,
şairler arasında bilgi alışverişi elbette olmalıdır...ama emeğe saygısızlık asla....söyleneni fazlasıyla şairimiz dizelerinde etkin şekilde söylemiş....umarım ders alınır....
selam saygılatrımı sunuyorum...
Şiiriniz cuk oturmuş üstadım.Yergi olarak çok harika resmetmişsınız..Onbeş Yirmi senedir şiirle içiçeyim.İnsanda bir ar damarı olmalı.Ne söylersen söyle alışmış kudurmuştan beterdir misalı.Aşıtrıyor veya sadece adını altına yazıp duvara asanlara rastladım.Onur edep işidir.Duyarlı yüreğinizi gerçekten kutluyorum.Emek hızrsızlarına en ağır küfürleri sallayacaksın ama terbiye müsaade etmiyor...Daha nice nice güzel eserlere...
Sanırım minareyi çalan her ne kadar kılıfını hazırlasa da çaldığı minareden haberdardır. Tabii minaresi çalınan cami de... Kim çalar, neden çalar bilmem ama yapılan şey ahlaka sığmaz.Hiç etik değil. Şair bunu yazmışsa bir bildiği vardır elbet. Bu kadar ağır taşların altında kalmak çok zor.
Ben de bir şiir çalmıştım. Ama bunu ilan etmiştim herkese. İşte benim ÇALINTI ŞİİRİM den bir ALINTI:
dil ne derse desin,
gözler söyler gerçeği
bu şiiri, gözbebeklerinden çaldım
kimseye söyleme e mi?
yorgunum, dinlenmek istiyorum
ister uyut gözlerinde,
istersen tutukla beni...
Kutluyorum şiirinizi ve sizi İbrahim bey. Nicelerine... Esenlikle...
İçten gelen duyguları bir şiir haline getirip
biz okuyanlara çok güzel yansıtmışsınız yüreğinize sağlık
kutluyorum tebrikler İbrahim bey tam p. 10 la sevgiler selamlar..
Bu gönül düzeninde, gönül eyleyen çakal
Pisliği kapatıyor, topuğa kadar sakal
Daha diyeceğim var, terbiyem uygun değil
Sen alçağın birisin, kıçın la biraz eğil.
söyleneceklerisöylemiş ve finalde son noktayı yerinde koymuşsunuz ibrahim bey yapılan bu eleştiriye katılıor ve siz de ince ince iğnelemeleirnizde dolayı kutluyorum hairkaydı anlayanlara
Taşlama bayağı etkili... Kaş, göz yarmasa da, 'oturacak' bir yerlere, besbelli..
Tebrikler şiire ve size İbrahim Bey, Kardeşim.....
Yüreğinize sağlık edebiyattan yoksun aciz olanların işidir mısraları aşırmak birde şairim şiir yazıyorum diye paylaşım yaparlar aynen bana da oldu kaç defa şiirlerimin içinden aldılar ama lanet olsun şiirlerden çalanlara diyorum yeteneğin varsa yaz yoksa okumakla yetinmeli ama anlamlı bu duygularınız mısralara dökülmüş anlatımı güzel şiirinizi ve sizi canı gönülden tam puanımla kutlarım saygı ve sevgilerimle
Bu şiir ile ilgili 18 tane yorum bulunmakta