Bir meclis kuruldu,
yer ne yeryüzüydü ne gök,
iki nefes arası bir durak.
Ortada bir kandil,
fitili sabırdan,
yağı özlemden.
İlk sözü Yakup aldı,
gözleri perde, gönlü ayna:
“Ben Yusuf’u yitirmedim,” dedi,
“ben beklemeyi öğrendim.
Kuyu derindir ama
umut daha derin.”
Bir köşede Züleyha,
elinde gül, dikenleri alınmış:
“Aşk,” dedi,
“istek değildir;
istekten arınınca başlar.
Ben bekledim,
çünkü aşk aceleyi sevmez.”
Çöl kapısından Mecnun girdi,
ayağında toz,
adında benlik yok:
“Ben Leyla’ya varmadım,” dedi,
“Leyla’da eridim.
Aşk beni bir kişiye değil
hakikate çağırdı.”
Bir kuş kondu meclisin eşiğine,
adı Hüdhüd.
Dedi ki:
“Yol uzun,
menzil tek değil.
Kavuşamayanlar sanmasın ki
yolda değiller.”
Sonra bir ses,
kırık ama sahici:
Ferdi Tayfur’un türküsünden süzülmüş gibi:
“Sevmek,” dedi,
“can acıtır
ama insanı inkâr ettirmez.
Aşk yaralar,
küfre düşürmez.”
Derken sema gibi bir sessizlik çöktü.
Mevlânâ konuşmadı önce,
ney konuştu.
Sonra dedi ki:
“Gelmek bir sonuçtur,
yanmak bir hâl.
Aşk seni mutlu etmek için değil,
olgunlaştırmak için gelir.”
Ve o anda
Bir "derviş" geldi
bir hikmet dolaştı mecliste,
adı anılmadan özü bilindi:
Aşk ne sahiplenir
ne teslim olur;
o biçim verir,
ama zincir vurmaz.
Gül aynaya baktı,
ayna gülü kırmadı.
Kuyu su verdi,
ama toprağı terk etmedi.
Çöl yol oldu,
yol yurt istemedi.
Ve meclis şunu anladı:
Kavuşma bir lütuf olabilir,
ama aşkın şanı
sonuca bağlı değildir.
Meclis dağılırken
son söz bu oldu,
bir teselli, bir yücelik gibi:
Aşıkların gönlü şad olsun
Zira aşk başlı başına Haktan inen en kıymetli bir hazinedir.
Kayıt Tarihi : 22.1.2026 10:24:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!