Gece, Ashab-ı Kehf mi lazım ruhuma?
Yoksa 309 yıl uyku mu kurtarır bu boktan oyunu?
Uyanıyorum yine, lanet ağırlıkla,
taş içimde, sığmıyor hiçbir yere,
yas kocaman, hepsi kendime.
“Geçer elbet” diye diye yedim günleri,
geçmedi tabii, siktir et niye geçsin?
Acı sonsuz, anlam sıfır –
gülüp itiyorum taşı yokuşa,
yuvarlanıyor aşağı, tekrar, tekrar.
Tek kalan gizlemediğim öfkem artık,
gerisi boğuldu sahte boklarda.
Çaba boş, kimse sikinde değil –
vazgeçiş gelir yavaş yavaş,
kalp akla “sus” der,
geceyi sürükler yanında.
Geceyse sevilmemişliğimi
konfor mu? İllüzyon mu? Siktir git.
Acı sadece doğru isim ister,
lüks bu: az aldatılmak.
Bedel bedel, kayıp kayıp, yalnızlık yalnızlık –
palyaço insan, bokunu cennete gömer,
güler dışarı, çürür içten,
ses mi? Alışmış rolüne.
En azından ben,
hayvanlara acı çektirmem –
vicdan kırıntısı kaldı, gururum o.
Taş yuvarlanır aşağı yine,
gülüp geçerim cenazeme,
absürt boktan oyunda başka ne yapabilirim ki?
Tekrar, tekrar, tekrar…
Kayıt Tarihi : 25.1.2026 18:11:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!