Arzuhal (arz-ı Hal) Şiiri - Furkan Yazıc ...

Furkan Yazıcıoğlu
1

ŞİİR


0

TAKİPÇİ

Arzuhal (arz-ı Hal)

ARZ-I HAL
Duruyorsun.
Bir ağacın toprağa tutunması kadar doğal,
Bir uçurumun kenarında biten nergis kadar masum.
Öylece duruyorsun,
Bütün haritaları boşa çıkaran bir uzaklık var aramızda.
Aynı havayı soluyoruz, evet,
Ama ciğerlerime dolan sensin, senin haberin yok.
Gözlerine baksam,
İçeride bir yerlerde cam kırılıyor, biliyorum.
Bir kelime fısıldasam,
Bütün sükûtum bir çığlığa devrilecek.
Sana "nasılsın" desem,
Aslında "canım yanıyor" demek bu,
Sana "hoşça kal" desem,
"Beni burada öldür" demek.
Sen beni görmüyorsun.
Belki bir gölgeyim senin için, belki sıradan bir rüzgâr.
Belki adımı bilsen de anlamımı hiç duymadın.
İnsanın insana bunca yakın olup,
Bir dağ kadar uzağında kalması hangi kitaba sığar?
Karşılık beklemek, bir çölün yağmura duasıdır şimdi;
Hem imkânsız, hem tek umut.
Ama korkuyorum.
Korkum; senden gelecek bir "hayır" değil,
Senin beni hiç "yok" sayman.
Dost bile değiliz belki,
Sen bir denizsin, ben kıyında kum bile olamadım.
Bak hey Yazıcıoğlu!
Yaz bunu da kalbin kuytusuna kalsın:
İnsan en çok,
Kendini bilmeyen bir yürekte gurbete düşermiş.
Söyleyememek bir kor,
Bakıp da görememek bir kördüğüm...
Ve aşk;
Kendi cehenneminde, başkasının cennetini seyretmekmiş.
Sana bakmıyorum,
Sanki o odada yokmuşsun gibi,
Sanki adın bir yabancının lügatinden düşmüş gibi yapıyorum.
Oysa ben senin;
Hangi nisanın kaçında bu dünyaya düştüğünü,
İlk attığın adımın topraktaki sızısını,
Hangi yollarda yorulup, hangi limanlarda terk edildiğini,
Hepsini, sanki kendi avucumun içiymiş gibi biliyorum.
Günlerden neydi?
Gecesi Cumaya yaslanmış bir sükût gibiydi sanki,
Hatırlıyorum.
Seni hatırlamak; bütün sahte ilahlardan dönüp,
Kendi içimdeki o tenha mihraba çekilmek,
Yani gizli bir ibadet benim için.
Günlerden kaçıydı?
Üç mü, beş mi, yoksa zamanın infaz edildiği o isimsiz an mı?
Hangi takvime, hangi mevsime, kime göre yaşamalı bu sızıyı?
Güneşe dönsem yüzümü, baharın o ürkek serinliği çarpıyordu alnıma,
Aya baksam; göğün sinesinde bir feryat gibi,
"Rebiülahir!" diye bağırıyordu karanlık.
Kâinat senin ismini heceliyordu da,
Ben dilimi dişlerimin arasında bir mülteci gibi saklıyordum.
Neydi orada istediğim, neydi bu amansız amacım?
Sendin...
Ya da senden kalan o devasa boşluktu, bilmiyorum.
Belki sendin, belki de senin gölgende kaybettiğim kendim.
Ama biliyorum;
Ben bu dünyanın en büyük yalanını en dürüst halimle söyledim.
Kendimi kandırdım.
Bilmemezlikten, duymazlıktan,
Yani o en koyu bilinmezlikten geliyorum.

Furkan Yazıcıoğlu
Kayıt Tarihi : 10.2.2026 23:09:00
Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Şiiri Değerlendir
ÖNCEKİ ŞİİR
SONRAKİ ŞİİR
Hikayesi:


Arzuhalcilik yaparsan Arz-ı Hal yazarsın.

Yorumunuz 5 dakika içinde sitede görüntülenecektir.

Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!