Yine esti, yönünü bilmeyen o rüzgâr.
Bir dalın ucuna takılmış kokunu getirdi,
Kırık bir hatıranın kıyısından geçerek.
Aldım ellerime manolyayı,
Kokladım nefesim tükenene dek.
Kokunun içinde geçmişin yankısı vardı,
Bir vedanın sessiz sızısı.
Ayaklarımdan yukarı doğru soğuk yürüdü,
Dondu damarlarımda zaman,
Bir çığlık, dudaklarıma varmadan sustu.
Kaskatı kesildi vücudum,
Bir mezar sessizliği çöktü üzerime.
Kalakaldım ne dünya dönüyordu ne içimdeki fırtına dinmişti.
Korkmuyor değilim…
Senin bana gelmeyişinden korkuyorum,
Bir gün cenazemde bulunup da gerçekten üzülmeyenlerden,
Bir çiçeğin bile solmasına neden olmaktan.
Korkmuyor değilim.
Bir gün, minarelerden bir salâ yükselecek gökyüzüne,
Senin kulağına da değecek o ses,
Ama bilmeyeceksin kimin için okunduğunu.
Ben çoktan sorgunun sessizliğinde olacağım,
Sen ise başka birinin ellerinde ısınacaksın.
Yine de umut, inatçı bir çiçek gibi
Kök salıyor içimin taşına.
Gül yüzlü bir melek olsan,
Bir sabah çıksan karşıma,
Açtır çiçekleri ne olur.
Bırak arkamda sonbaharımı,
Getir bana ilkbaharını.
Yazların olmasa da olur,
Yeter ki ilkbaharını koklayayım.
Dağların eteklerinde çiğdemler açtı,
Toprak uyanıyor, rüzgâr hafifledi.
Artık gelmen lazım
Kayıt Tarihi : 27.12.2025 01:49:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!