Gümüşten kerpiçler, altından binalar,
Nurdan bir libasla giyinmiş semalar.
Cennet-ül Firdevs’tir bu, en yüce makam,
Orda ne keder var, ne gam, ne de akşam.
Misk-i amber kokar, toprağı ve taşı,
Diner o diyarda her gözün yaşı.
Nehr-i Kevser akar, sütten beyaz akışla,
Gönül hayran kalır, tek bir nurlu bakışla.
Şecere-i Tûbâ sarmış her bir yanını,
Unutturur insana, dünya zamanını.
Hicâb-ı Nur kalkar, her yer ziya olur,
Ruhlar o deryada, bitmez sükûn bulur.
Kuşlar zikreyler de, yapraklar raks eder,
O mülkte ne feryat, ne de bir ah gider.
Selsebîl fışkırır, yakut kadehlerden,
Arınır tüm ruhlar, kirden ve kederden.
Güneş yoktur lakin, sönmez asla o nur,
Hakk’ın rahmetiyle, her yer huzur bulur.
Dâr-üs Selâm’dır bu, esenlik diyarı,
Bitmez bu baharın, o nurlu vakârı.
Gökhan Öztürk
Gökhan Öztürk 3Kayıt Tarihi : 6.2.2026 00:20:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.
Şiirde Geçen Bazı Kelimeler: Cennet-ül Firdevs: Cennetin en yüksek tabakası. Nehr-i Kevser: Cennetteki meşhur Kevser nehri. Şecere-i Tûbâ: Kökü yukarıda, dalları aşağıda olan cennet ağacı. Hicâb-ı Nur: Nurdan perde. Selsebîl: Cennet şerbetlerinin aktığı pınar. Dâr-üs Selâm: Barış ve esenlik yurdu.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!