Arkadaş olabilmek,damdan düşmeye benzemez.Önce birebir tanışmak,daha sonra sürekli görüşerek sohbet edip,tarafların birbirleri hakkında fikir sahibi olmalarını sağlamak gerekir.
Bu nedenledirki arkadaşlık; Asker,mektup,hayat,günümüzde internet(sanal) ,yol,hapishane,iş arkadaşı vb.gibi isimlendirilmektedir.
Yakınlaşma derecesine göre samimiyetin artması,birebir tanışma gerçekleşmeden mümkün değildir.Gerçekleşene kadarda arada bir mesafe olmasına dikkat edilmelidir.Samimiyetin bile bir sınırı vardır.
Antolojinin yeni uygulamasında üyeler diledikleri kişiyi karşı tarafa danışmadan arkadaşım listesine eklemekte,özelinize mesaj göndererek şiirlerine veya yazılarına bakmanızı istemekte,red cevabı verdiğinizde,sizi arkadaş listemdende çıkartıyorum gibi bir cümle ile pişkinlik sergilemekteler.
Sizi,haberiniz olmadan arkadaş listesine eklemiş olan kaç kişi olduğunu bilmeniz mümkün değil ve bu kişilerin karekterleri hakkında hiçbir fikriniz yok.
Antolojide popüler şair olarak değerlendiriliyorsanız,listelenmekten kurtulma şansınızda sıfır.Fotoğrafınızın çekildiğini tesadüfen görmek zorundasınız.
Konu ile ilgili olarak Antoloji yönetimin bu hususun gözden kaçmış olabileceği konusunda uyardım ve onay şartı getirmek suretiyle telafisini talep ettim.Sanalda Türkiyenin en büyük portalı olması nedeniyle bu tür şaklabanlıklara göz yummayacaklarından da eminim.
Aşk işareti ile doğanlar yaşarken dünyaya talip olmazlar...Bilirler ki ne isteseler,neyi ansalar,ne kazansalar aşkın dışında hiçbir şey avutmaz onları,teselli etmez...Gönüllü sürgündür onlar...Gizliden gizliye hissederler bunu...Sonsuz bir ışıktan kopup gelmişlerdir geldikleri yere...Kopup geldikleri ışığa inançları ne kadar büyükse,içlerinde ki acı da o kadar derindir...Bu acı hatırlatır onlara kopup geldikleri yeri...Bu acı hatırlatır onlara kim olduklarını ve niye varolduklarını...
Kalplerinde aşk işaretiyle doğsa da bazı günler yorulur insan karşılıksız sevgilerinden...Yorulur kendisini anlatamamaktan...Sevgilim der,sevgilim der,ama,sevgilim dediği yanında değildir,bilir...Bazı günler insan soluksuz kalır,içindeki sevgili olmasa bile karşısındakine deliler gibi sarılır...O olmadığını bile bile sonsuz bir umutsuzlukla sarılır...İnsan soluksuz kalmaya görsün,sevgili diye bütün yanlışlarına,bütün kaçışlarına,kendine yaptığı ihanetlere sarılır...İnsan bir kere içindeki aşktan umudunu kesmeye görsün,her şey olmak,her yere yetişmek için bu hayat düşer...Her şey olduğunu,her yere yetiştiğini sandığı anda,ortada kendisi yoktur artık...Kaybolmuşluğa çok yakındır...Kopup geldiği ışığa inancı azalmıştır...Daha az acı çekiyordur artık...Ama daha mutsuzdur eskisinden....Daha mutsuzdur,o ışığı acı çekerek özlediği günlerden...
Soluksuz kaldığım kendime bile sakladığım günlerden bir gündü...Kaybolmuşluğa yakındım...İçimdeki acı hızla eksiliyordu...Işık soluyordu,soluyordu tıpkı sesim gibi...Soluyordu içimdeki aşk işareti gibi...Öylesine kaybolmuştum ki bulamıyordum artık içimde neyi yitirdiğimi,neyi kirlettiğimi...Öyle uzaklaşmıştım ki kendimden,kendimi bulmak için birine ihtiyacım vardı...
Onunla nerede ve nasıl tanıştığımız önemli değil....Gerçekten değil...Kaybolmuş insanlar birbirini çabuk buluyor....Umutsuzluk umutsuzluğu çağırıyor...
Konuşmaya susamıştık...Sanki ikimizde dilini,kültürünü bilmediğimiz uzak ülkelerden henüz dönmüş gibiydik bu ülkeye...Oysa böyle bir şey yoktu...Hep buradaydık...Hep o ışığımızdan kaybolduğumuz yerde...O ışığı orada bırakıp bu dünyaya,bu hayata gönül indirdiğimiz,her şey ve her yerde olduğumuzu sandığımız yerde...Hep o soluksuz kaldığımız yerde...Daha vakit var,o ışığa sonra dönerim, dediğimiz bu yerdeydik ikimizde...



