Ateşle mi saflaştırmalı ruhu, bilmem suyla mı saflaştırmalı acaba?
Yaksam, küllerini savursa rüzgar, alıp götürse kucak kucak,
Henüz keşfedilmemiş bir gezegene doğru.
Yıkayıp güzelce önce, kurutsamı asıp tellere kıldan ince, kılıçtan keskin.
Çıkartıp bütün kirlmi kafa tasımından
Döksem bir kuyu kazıp derinlere en.
Acaba nasıl kurtulmalı bu dertten, geç kalmadan ve geçmeden iş işten.
Dönüşmeden hiç sevmediğim birine.
Dönebilsem keşke o ilk gençliğine ömrümün.
Hızla gider bir trenden uluorta atlamak mıdır yarı yolda?
Bizi gerçeğe götüren.
Ütüleyip jilet gibi ve serilebilecekken bir bedenin üzerine,
Etten, kemikten
Kırış kırış katlanmak mıdır?
Bir bakımsîz bahçe uyuyor aklımın ufuklarında,
Uyuyor içinde cehennem bir halkanın.
Süpürüp ölü yapraklarıını gönlümün,
Ahh, bir de ağlayabilse insan kendine doğru!
Sulayabilmek ruhun kurak topraklarını.
Doluyorum bir boşluktan ötürü, aksın üzerimden kir,
Beyazlasın istiyorum bu ten,
Acaba nasıl kurtulmalı bu dertten?
Acaba nasıl?
Kayıt Tarihi : 17.07.2026 11:42:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!