Ben Ankara ayazında, buz kesmiş nöbetlerdeyken,
Sen meğer çoktan ellere yar olmuşsun.
Ben uykusuz, gözüm yolda şafağı beklerken,
Sen yabancı gönüllerde muhabbet kurmuşsun.
Sizi Allah’a emanet edip de çıktığımda evden,
Meğer sen o an Allah’ı çoktan unutmuşsun.
Bir söz vardı verilen, hani kutsaldı adı?
Yalanların gölgesinde silindi tüm tadı.
Sadakat beklerken ihanet vurdu kalbi, Kırıldı en derinden, o en sağlam harcı.
Göz yumulmaz gerçeğe, yol ayrıldı bir kere,
Ağır yükü bıraktın, dönüp bakma geriye.
Her gece yatağında, pişmanlığından uyuyamayasın,
Buz kessin yüreğin, yastıklara sarılıp yanasın.
Kimsesizliğin o zifiri boşluğunda boğulurken,
Uykular sana haram, sabahlar ise dert olsun.
Hangi sofraya otursan, lokmaların zehre dönsün,
Adımladığın her yol, izdırap limanına varasın.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!