Nurun hicret ettiği o küskün zaviyede,
Müphem bir sükûtun leylî nabzındayız.
Güneşin yetim bıraktığı o kadim gölgede,
Varlığın yokluğunla örüldüğü araftayız.
Sırrın sarnıcına sızan dilsiz bir teşvik,
Ruhun atlasında kayıp, adsız bir eşik.
Işığın zorbalığına siperdir bu karaltı,
Kalbin en derininde, arzın yedi kat altı.
Tenin, karanlığın en şeffaf tülüne sarılı,
Zamanın yırtık cebinde bir ömür saklı.
Aynalar sağır, yankılar kör bu mahremde,
Biz, günahı sevapla yıkayan o demdeyiz.
Kelamın sustuğu, imgenin kanadığı o yer,
Gölgemiz gövdemizden daha ağır, daha der.
Bir tayfın titreyişiyle dokunuruz rüyaya,
Sığmayız sığ ve arsız, o aydınlık dünyaya.
Kayıt Tarihi : 18.1.2026 10:22:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!