Gün yeni bir gün doğurmak üzre
Boynu bükük bakıyor insanlar yıldızlara
Ve çıplak ayaklarında çorak toprak izleri
Saçlarında okyanus koksu
Alınlarında şarkın izbesi
Kör bir yılanın zehri
Gözlerden akan kanlı yaşlarda
Hayatta ben en çok babamı sevdim
Karaçalılar gibi yardan bitme bir çocuk
Çarpık bacaklarıyla -ha düştü, ha düşecek-
Nasıl koşarsa ardından bir devin
O çapkın babamı ben öyle sevdim
Devamını Oku
Karaçalılar gibi yardan bitme bir çocuk
Çarpık bacaklarıyla -ha düştü, ha düşecek-
Nasıl koşarsa ardından bir devin
O çapkın babamı ben öyle sevdim




insan, taş attığı kuyudan ses gelsin istiyor. kuyudaki, aşağı düşen taşın bir işaret olduğuna inanmak istiyor.
“bazen tek çare bir hikâyeye inanmaktır.”
hayır, her zaman tek çare bir hikâyeye inanmaktır.
hikâyeyi dilinizin üstünde gezindirmek, tadı kaçtığında yutkunmayı bilmek, bildiğinizi unutmak üzerine romantik inançlar beslemek.
parmaklarınızın arasında dolaştırdığınız bıçak gibi, her zaman bir yerlerinize saplanma olasılığıyla (hikâyeyi hikâye yapan bu olasılıktır) ve zamanı öldürecek kadar akıl dışı bir devinimle.
zamanı öldürme illüzyonuna sıkı sarılın. çünkü gerçek olan şu ki aslında zaman bizi öldürüyor.
bir hayatınızın olması için bir hikâyeniz olmalı.
Bu şiir ile ilgili 1 tane yorum bulunmakta