Dört çocuk, koca bir yokluk,
Nasıl da sığdırırdın
Güneşin küstüğü , iki odalı sarayına
Eksik gedik hayatın zorluklarında
Birine erse, diğerine yetişmeyen kolların
Nasıl da uzanırdı şefkâtle
Kanatların mı vardı annem
Öyle sevdalar vardır, biter baslar;
Buruk tatlar vardır, ağızda şurup giden;
Bir aşka vuran güneş kolayca batmıyor.
Yanıyor bin kollu şamdanı, tutuşuyor
Ufkunuzda camları göksel konağının
Ve bir yaz aksamı buhurdan gibi tüten
Devamını Oku
Buruk tatlar vardır, ağızda şurup giden;
Bir aşka vuran güneş kolayca batmıyor.
Yanıyor bin kollu şamdanı, tutuşuyor
Ufkunuzda camları göksel konağının
Ve bir yaz aksamı buhurdan gibi tüten



