Seni ben doğurdum..seni kimse benden fazla sevemez...sende kimseyi..
Bebeğimm... seni öyle bir yetiştireceğim ki..
_ Oğlumm patlat babana bir yumruk... aslanımmm.. koçumm.
_Sakın dayak yeyip gelme! sen döv..bana şikayete gelsinler de görsünler.
Kalplerinde aşk işaretiyle doğar kimileri... Yeryüzüne gönül indiremez onlar... Hayatı ve insanları anlarlar,hayata ve insanlara merhamet duyarlar,ama hayatın ve onun içindeki insanların yaşadıkları gibi yaşamazlar.
Aşk işareti ile doğanlar yaşarken dünyaya talip olmazlar...Bilirler ki ne isteseler,neyi ansalar,ne kazansalar aşkın dışında hiçbir şey avutmaz onları,teselli etmez...Gönüllü sürgündür onlar...Gizliden gizliye hissederler bunu...Sonsuz bir ışıktan kopup gelmişlerdir geldikleri yere...Kopup geldikleri ışığa inançları ne kadar büyükse,içlerinde ki acı da o kadar derindir...Bu acı hatırlatır onlara kopup geldikleri yeri...Bu acı hatırlatır onlara kim olduklarını ve niye varolduklarını...
Kalplerinde aşk işaretiyle doğsa da bazı günler yorulur insan karşılıksız sevgilerinden...Yorulur kendisini anlatamamaktan...Sevgilim der,sevgilim der,ama,sevgilim dediği yanında değildir,bilir...Bazı günler insan soluksuz kalır,içindeki sevgili olmasa bile karşısındakine deliler gibi sarılır...O olmadığını bile bile sonsuz bir umutsuzlukla sarılır...İnsan soluksuz kalmaya görsün,sevgili diye bütün yanlışlarına,bütün kaçışlarına,kendine yaptığı ihanetlere sarılır...İnsan bir kere içindeki aşktan umudunu kesmeye görsün,her şey olmak,her yere yetişmek için bu hayat düşer...Her şey olduğunu,her yere yetiştiğini sandığı anda,ortada kendisi yoktur artık...Kaybolmuşluğa çok yakındır...Kopup geldiği ışığa inancı azalmıştır...Daha az acı çekiyordur artık...Ama daha mutsuzdur eskisinden....Daha mutsuzdur,o ışığı acı çekerek özlediği günlerden...
Soluksuz kaldığım kendime bile sakladığım günlerden bir gündü...Kaybolmuşluğa yakındım...İçimdeki acı hızla eksiliyordu...Işık soluyordu,soluyordu tıpkı sesim gibi...Soluyordu içimdeki aşk işareti gibi...Öylesine kaybolmuştum ki bulamıyordum artık içimde neyi yitirdiğimi,neyi kirlettiğimi...Öyle uzaklaşmıştım ki kendimden,kendimi bulmak için birine ihtiyacım vardı...
Onunla nerede ve nasıl tanıştığımız önemli değil....Gerçekten değil...Kaybolmuş insanlar birbirini çabuk buluyor....Umutsuzluk umutsuzluğu çağırıyor...
Konuşmaya susamıştık...Sanki ikimizde dilini,kültürünü bilmediğimiz uzak ülkelerden henüz dönmüş gibiydik bu ülkeye...Oysa böyle bir şey yoktu...Hep buradaydık...Hep o ışığımızdan kaybolduğumuz yerde...O ışığı orada bırakıp bu dünyaya,bu hayata gönül indirdiğimiz,her şey ve her yerde olduğumuzu sandığımız yerde...Hep o soluksuz kaldığımız yerde...Daha vakit var,o ışığa sonra dönerim, dediğimiz bu yerdeydik ikimizde...
Devamını Oku
Aşk işareti ile doğanlar yaşarken dünyaya talip olmazlar...Bilirler ki ne isteseler,neyi ansalar,ne kazansalar aşkın dışında hiçbir şey avutmaz onları,teselli etmez...Gönüllü sürgündür onlar...Gizliden gizliye hissederler bunu...Sonsuz bir ışıktan kopup gelmişlerdir geldikleri yere...Kopup geldikleri ışığa inançları ne kadar büyükse,içlerinde ki acı da o kadar derindir...Bu acı hatırlatır onlara kopup geldikleri yeri...Bu acı hatırlatır onlara kim olduklarını ve niye varolduklarını...
Kalplerinde aşk işaretiyle doğsa da bazı günler yorulur insan karşılıksız sevgilerinden...Yorulur kendisini anlatamamaktan...Sevgilim der,sevgilim der,ama,sevgilim dediği yanında değildir,bilir...Bazı günler insan soluksuz kalır,içindeki sevgili olmasa bile karşısındakine deliler gibi sarılır...O olmadığını bile bile sonsuz bir umutsuzlukla sarılır...İnsan soluksuz kalmaya görsün,sevgili diye bütün yanlışlarına,bütün kaçışlarına,kendine yaptığı ihanetlere sarılır...İnsan bir kere içindeki aşktan umudunu kesmeye görsün,her şey olmak,her yere yetişmek için bu hayat düşer...Her şey olduğunu,her yere yetiştiğini sandığı anda,ortada kendisi yoktur artık...Kaybolmuşluğa çok yakındır...Kopup geldiği ışığa inancı azalmıştır...Daha az acı çekiyordur artık...Ama daha mutsuzdur eskisinden....Daha mutsuzdur,o ışığı acı çekerek özlediği günlerden...
Soluksuz kaldığım kendime bile sakladığım günlerden bir gündü...Kaybolmuşluğa yakındım...İçimdeki acı hızla eksiliyordu...Işık soluyordu,soluyordu tıpkı sesim gibi...Soluyordu içimdeki aşk işareti gibi...Öylesine kaybolmuştum ki bulamıyordum artık içimde neyi yitirdiğimi,neyi kirlettiğimi...Öyle uzaklaşmıştım ki kendimden,kendimi bulmak için birine ihtiyacım vardı...
Onunla nerede ve nasıl tanıştığımız önemli değil....Gerçekten değil...Kaybolmuş insanlar birbirini çabuk buluyor....Umutsuzluk umutsuzluğu çağırıyor...
Konuşmaya susamıştık...Sanki ikimizde dilini,kültürünü bilmediğimiz uzak ülkelerden henüz dönmüş gibiydik bu ülkeye...Oysa böyle bir şey yoktu...Hep buradaydık...Hep o ışığımızdan kaybolduğumuz yerde...O ışığı orada bırakıp bu dünyaya,bu hayata gönül indirdiğimiz,her şey ve her yerde olduğumuzu sandığımız yerde...Hep o soluksuz kaldığımız yerde...Daha vakit var,o ışığa sonra dönerim, dediğimiz bu yerdeydik ikimizde...




Hanımefendi
Toplumun bir resmi. Gerçekçi, doğal. Ne yazık ki doğru. Üzülerek 10
...Oğlanı karete'ye yazdırdım, erkek adam dövüşmeyi bilsin..!
_ Büyüdü..o..erkek oldu...erkek gibi dövüştü..sevişti..dövdü
Sevemedi..sevilemedi...
Sevmeyi öğrenememişti.. dövüşmeyi öğrenmekten... ANNEEEE.....
Hanımefendi, şuraya 'Siz ne yazıyorsunuz. Bir iki küçük olayı, sanki çok fazlaymış gibi göstermek size ne kazandırıyor' yazmak için neler vermezdim.
Gülüşünüz yüreğinize kadar insin.
Saygılar...
Âlimoğlu
evlat büyütmek çok zor siz erkek diyorsun bende kız diyorum hepsi zor ama dünyanın en güzel varlıkları kaleminize sağlık çok güzel yazmışsınız
Evet sevgili şiir dostu,sorgusuz bir güç gösterisi,kışkırtıl-
mış hayvansal yanımızı,toplumun kanayan yarasını iyi
dile getirmişsiniz.Eğitim,sosyalleşmenin evde iyi uygulan-
madığı,cins ayrımının önce evde yapıldığı acı gerçekleri..
Elbette topluma giren bu kızlar pısırık,erkekler ise maço,meclisimizden belli,kavgacıyız.İyi işlenmiş güzel
konu kutlarım.Toplantıyı haftaya pazar yapabiliriz.Sevgiler
bir baba olmasam da çocukları iyi anlıyorum. öyle bir hassas çizgidir ki çocuğu yetiştirmek, ben anlatmak istesem anlatamam. bir anne sezgisinde bitiyor herşey diyeyim. tabi bu da bir başlangıç . bu benim düşüncem. özünü vermişsiniz konunun yüreğinize sağlık.
ne de güzel dile getirmişsiniz.Çocuk yetiştirmek bir sanat olsa gerek.Kendim de bu şiirden payımı aldım teşekkürler duyarlılığınız için yüreğinize sağlık.
Tebrik ederim sevgili dost toplumsal bir yarayı çok güzel anlatmışsın !!! annelerde aynı babalardas amma bazı istisnalar vardır fakat onu yazmak gelmedi içimden nedenmi? derin acılar dilsiz olur desem!!! yüreğine sağlık ellerin dert görmesin selam sevgi ve saygılarımla
Çok doğru sözleri bir ironi (mizhi) bir tarzada toplamışsınız.
Gerçekten de çocuklarımızı eğitirken ne kadar halar yapıyoruz.
yürekten kutlarım çalışmalarınız için.
Çocuklara verdiğimiz yanlış eğitimi güzel anlatmışsın. Kutlarım.
Sevemedi..sevilemedi...
Sevmeyi öğrenememişti.. dövüşmeyi öğrenmekten... ANNEEEE.....
anneler her zaman baştacı olmuştur.
tebrikler.
müzehher
Oğlanı karete'ye yazdırdım, erkek adam dövüşmeyi bilsin..!
_ Büyüdü..o..erkek oldu...erkek gibi dövüştü..sevişti..dövdü
Sevemedi..sevilemedi...
Sevmeyi öğrenememişti.. dövüşmeyi öğrenmekten... ANNEEEE.....
Anne yüreği anneler herzaman baş tacı sevgi gönül işi tebrik ederim şiiri
Bu şiir ile ilgili 14 tane yorum bulunmakta