Halının altına süpürdüklerimi, gün yüzüne çıkarma vakti.
Anlatsam anlar mısınız derdimi, bilmem.
Azığa çalışan hammallar var beynimde,
Taşı taşı yorulan.
Alnının terini bir silseler,
Gözümden düşer yaşları.
Çektiğim sıkıntılar ervahtan beri,
Nedendir bilmem; ömrüme gelmez neşenin, sevincin yeri.
Çıkan ok dönüp de bakarsa,
İşte o zaman döner belki talihim geri.
Yabani otları içimden tek tek yoldum,
Isırgan otu sızısı oldu yüreğim.
İstemiyorum, sormayın yürek burkan sorular.
Dilimi arı sokmuşçasına, yük ağzıma cevaplar.
Ben “a” diyeyim, siz bütününü anlayın alfabenin.
İçim buruk bir ikindi vakti.
Hayat oyunumun en güzel sahnelerinin
Ellerindeydi oysa ki bileti,
Lakin sen o oyuna karışamadın.
Anılar defterinden vakitsizce kopan yaprağın
Çarpınca yüzüme sızısı…
Çıktığım yoldan döndüm.
Günahı boynuna; sanki ben oracıkta öldüm.
Anın tadını geçmişe yem edemem,
Yarının acısını şimdiden tahlil edemem dedim,
Köz gibi söndüm.
İnsanoğlu bir kuyu;
At da bir taş, sesi dinle.
Kuyunun tulumbası mı delik ki, sevdiğim?
Çekene kadar boşalıyor,
Emek boşa…
Zaman karamsarlığa itiyor.
Varmak mı önemli,
Yoksa yolda olmak mı ikileminde
Geçen ömrüm, sana diyetini ödüyor.
Gitmeleri vardır bizim buraların,
Başını alıp bir başına gitmelerin.
Haritası var lakin açıklaması yok,
Yönü var lakin mevkisi yok.
Otobüs cam kenarları kurdurur düşler.
Karanlığı aydınlatan, siyaha çalan
Sarı sokak lambaları altındaki
Uzakta görünen evlerin yalnızlığı,
Otogar ayrılıklarında sallanan eller gibi
Öldürür düşleri.
Sevginin dövmesi etime değil,
Ruhuma ilmek ilmek işlenmiş.
Rüyalarıma kadar dizginlenmişim,
Böylesi olur iş değil.
Rüya bahçemde açacak karanfil soldu,
Dertli dertli ötecek bülbül sustu.
Küflemiş kusurlardan bana ne?
Suç, inat uğruna
Kendi gök kubbesini göremeyende.
Ayına küskün güneşim…
Hayatın çemberinde döndüm,
Feleğin çemberinde durdum.
İnce ince elendim.
Aaah, ayına küskün güneşim…
İnce ince atıldım karanlıklara, ses etmedim.
Aydınlığı gölgelere hep mahcup,
Beni karanlığa hep mahkûm bıraktın,
Dert etmedin.
Bir bebek gülüşü gibi büyütüyorum içimde sesini.
Mutluluğun dili acelesiz,
Acının ise var hep bir acelesi.
Kalmıyor hiç misafir.
Sırlarım gömülsem toprak itiraf ister,
İçimde kanayan yaramı bir tek o dinler.
Bak, tüylerim ürpermiş;
Batar diken gibi, tenimi deler.
Esir olsam kirpiklerine, bir tek sende kalsam,
Bu yürek sanki beraat mi bekler?
Gelip döker miydin toprağıma gözyaşı?
Kim bilir, azap içinde yanan yürek
Belki bir yudum su ister.
Kayıt Tarihi : 31.8.2022 00:14:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!