Ama köleci vaatle olan köleci bezirgânlık konuşurken, vaat ederken çalışan herkesin mal sahibi olabileceğini de söyler. Bu hiçbir zaman doğru olmamıştır ve doğru olamaz da. Eğer öyle olursa sömürü sistemi yok demektir. Kolektif yasalar var demektir. Kolektif yasalar varsa, kolektif yapı içinde neden çıkılmıştı?
Bu tür kölece söylem sel vaatler gerçek olursa eğer bu köleci efendilerin kendi ayaklarına, kendilerinin kurşun sıkmaları demekti. Veya köleci efendilerin kendi boyunlarına ilmeği kendilerinin geçirmesi demek olan bir idam fermanı olurdu!
İlk ön ittifaklı inşacılardan sonraki ilk kuşak nüfus, daha doğrusu melez jenerasyon; ilk elden olan kolektif inşanın, kurucu eylemcileri değildiler. Bu kişiler kolektif sürecin içine doğmuştular. Süreci baştan beri böyle olmanın algılaması içinde böyle gelmiş böyle gider demenin kişi mantığı içindeydiler. Bu türden aracılı öğrenme içinde kişiler sistemin muhafazakârı ve bağnazı da olabilecektiler.
Aracılı öğrenme içinde kişiler kendilerinden önce hazır edilmiş bir yapının inşaca oluşunu yaşayanlarıydı. Yani yeni kuşak içinde olduğu sistemi, hem aracılarla ve koşullanarak öğreniyordu. Hem ayna nöronlarla öğreniyordu. Hem de örtük öğreniyorlardı. Aracılı eşleşmelerle öğrenen yapı; diğer bir anlamıyla köleci sistemin içinde apilu da denen peygamberlik kapısının tam da kendisiydi. Bu durumla apilu öğretisi, sosyal alan içinde hem ayna nöron yansıması veriyordu. Hem örtük öğrenme etkisini veriyordu.
Bir aşk kadar zehirli,bir orospu kadar güzel.
Zina yatakları kadar akıcı,terkedilişler kadar hüzünlü.
Sabah serinlikleri; yeni bir aşkın haberlerini getiren
eski yunan ilahelerinin bağbozumu rengi solukları kadar ürpertici.
Öğlen güneşleri; üzüm salkımları kadar sıcak.




Bu şiir ile ilgili 0 tane yorum bulunmakta