Nice uygarlıklar görmüştür başın,
Anlatayım,herkes duysun Ankaram.
Bugün özgürdür toprağın, taşın,
Kimse aç kalmasın doysun Ankaram.
Sırayla yaşanmış tarih izleri,
Malazgirt' den aktı, doldu özleri,
Kalplerinde aşk işaretiyle doğar kimileri... Yeryüzüne gönül indiremez onlar... Hayatı ve insanları anlarlar,hayata ve insanlara merhamet duyarlar,ama hayatın ve onun içindeki insanların yaşadıkları gibi yaşamazlar.
Aşk işareti ile doğanlar yaşarken dünyaya talip olmazlar...Bilirler ki ne isteseler,neyi ansalar,ne kazansalar aşkın dışında hiçbir şey avutmaz onları,teselli etmez...Gönüllü sürgündür onlar...Gizliden gizliye hissederler bunu...Sonsuz bir ışıktan kopup gelmişlerdir geldikleri yere...Kopup geldikleri ışığa inançları ne kadar büyükse,içlerinde ki acı da o kadar derindir...Bu acı hatırlatır onlara kopup geldikleri yeri...Bu acı hatırlatır onlara kim olduklarını ve niye varolduklarını...
Kalplerinde aşk işaretiyle doğsa da bazı günler yorulur insan karşılıksız sevgilerinden...Yorulur kendisini anlatamamaktan...Sevgilim der,sevgilim der,ama,sevgilim dediği yanında değildir,bilir...Bazı günler insan soluksuz kalır,içindeki sevgili olmasa bile karşısındakine deliler gibi sarılır...O olmadığını bile bile sonsuz bir umutsuzlukla sarılır...İnsan soluksuz kalmaya görsün,sevgili diye bütün yanlışlarına,bütün kaçışlarına,kendine yaptığı ihanetlere sarılır...İnsan bir kere içindeki aşktan umudunu kesmeye görsün,her şey olmak,her yere yetişmek için bu hayat düşer...Her şey olduğunu,her yere yetiştiğini sandığı anda,ortada kendisi yoktur artık...Kaybolmuşluğa çok yakındır...Kopup geldiği ışığa inancı azalmıştır...Daha az acı çekiyordur artık...Ama daha mutsuzdur eskisinden....Daha mutsuzdur,o ışığı acı çekerek özlediği günlerden...
Soluksuz kaldığım kendime bile sakladığım günlerden bir gündü...Kaybolmuşluğa yakındım...İçimdeki acı hızla eksiliyordu...Işık soluyordu,soluyordu tıpkı sesim gibi...Soluyordu içimdeki aşk işareti gibi...Öylesine kaybolmuştum ki bulamıyordum artık içimde neyi yitirdiğimi,neyi kirlettiğimi...Öyle uzaklaşmıştım ki kendimden,kendimi bulmak için birine ihtiyacım vardı...
Onunla nerede ve nasıl tanıştığımız önemli değil....Gerçekten değil...Kaybolmuş insanlar birbirini çabuk buluyor....Umutsuzluk umutsuzluğu çağırıyor...
Konuşmaya susamıştık...Sanki ikimizde dilini,kültürünü bilmediğimiz uzak ülkelerden henüz dönmüş gibiydik bu ülkeye...Oysa böyle bir şey yoktu...Hep buradaydık...Hep o ışığımızdan kaybolduğumuz yerde...O ışığı orada bırakıp bu dünyaya,bu hayata gönül indirdiğimiz,her şey ve her yerde olduğumuzu sandığımız yerde...Hep o soluksuz kaldığımız yerde...Daha vakit var,o ışığa sonra dönerim, dediğimiz bu yerdeydik ikimizde...
Devamını Oku
Aşk işareti ile doğanlar yaşarken dünyaya talip olmazlar...Bilirler ki ne isteseler,neyi ansalar,ne kazansalar aşkın dışında hiçbir şey avutmaz onları,teselli etmez...Gönüllü sürgündür onlar...Gizliden gizliye hissederler bunu...Sonsuz bir ışıktan kopup gelmişlerdir geldikleri yere...Kopup geldikleri ışığa inançları ne kadar büyükse,içlerinde ki acı da o kadar derindir...Bu acı hatırlatır onlara kopup geldikleri yeri...Bu acı hatırlatır onlara kim olduklarını ve niye varolduklarını...
Kalplerinde aşk işaretiyle doğsa da bazı günler yorulur insan karşılıksız sevgilerinden...Yorulur kendisini anlatamamaktan...Sevgilim der,sevgilim der,ama,sevgilim dediği yanında değildir,bilir...Bazı günler insan soluksuz kalır,içindeki sevgili olmasa bile karşısındakine deliler gibi sarılır...O olmadığını bile bile sonsuz bir umutsuzlukla sarılır...İnsan soluksuz kalmaya görsün,sevgili diye bütün yanlışlarına,bütün kaçışlarına,kendine yaptığı ihanetlere sarılır...İnsan bir kere içindeki aşktan umudunu kesmeye görsün,her şey olmak,her yere yetişmek için bu hayat düşer...Her şey olduğunu,her yere yetiştiğini sandığı anda,ortada kendisi yoktur artık...Kaybolmuşluğa çok yakındır...Kopup geldiği ışığa inancı azalmıştır...Daha az acı çekiyordur artık...Ama daha mutsuzdur eskisinden....Daha mutsuzdur,o ışığı acı çekerek özlediği günlerden...
Soluksuz kaldığım kendime bile sakladığım günlerden bir gündü...Kaybolmuşluğa yakındım...İçimdeki acı hızla eksiliyordu...Işık soluyordu,soluyordu tıpkı sesim gibi...Soluyordu içimdeki aşk işareti gibi...Öylesine kaybolmuştum ki bulamıyordum artık içimde neyi yitirdiğimi,neyi kirlettiğimi...Öyle uzaklaşmıştım ki kendimden,kendimi bulmak için birine ihtiyacım vardı...
Onunla nerede ve nasıl tanıştığımız önemli değil....Gerçekten değil...Kaybolmuş insanlar birbirini çabuk buluyor....Umutsuzluk umutsuzluğu çağırıyor...
Konuşmaya susamıştık...Sanki ikimizde dilini,kültürünü bilmediğimiz uzak ülkelerden henüz dönmüş gibiydik bu ülkeye...Oysa böyle bir şey yoktu...Hep buradaydık...Hep o ışığımızdan kaybolduğumuz yerde...O ışığı orada bırakıp bu dünyaya,bu hayata gönül indirdiğimiz,her şey ve her yerde olduğumuzu sandığımız yerde...Hep o soluksuz kaldığımız yerde...Daha vakit var,o ışığa sonra dönerim, dediğimiz bu yerdeydik ikimizde...




Çok güzel bir şiir bir olmuş tebrikler değerli arkadaşım KADİR BEY bir haylıda uğraşı olduğunu tahmin ediyorm.çünkü uzun bir şiir. olmuş.sevgiler ve sygılar unuyorum...
Ankaram
Nice uygarlıklar görmüştür başın,
Anlatayım,herkes duysun Ankaram.
Bugün özgürdür toprağın,taşın,
Kimse aç kalmasın doysun Ankaram.
Sırayla yaşanmış tarih izleri,
Malazgirt den aktı,doldu özleri,
Başkent oldu.mutlu etti bizleri,
Şehirler içinde beysin Ankaram.
Atamı bağrına basmıştı Dikmen,
Düşmanı yok etti,hücuma kalkman,
Kurtuluş aşkını kalplere ekmen,
Karanlık gecemde aysın Ankaram.
Cumhuriyetimiz sende kuruldu,
İşgale gelenden hesap soruldu,
Savaşlardan sonra meydan duruldu,
Hasmına gerilmiş yaysın Ankaram.
Seymenler oynar misket oyunu,
Çubuk,Kurtboğazı verir suyunu,
Merada otlatır,keçi,koyunu,
Dönere yoğurdu koysun Ankaram.
Metrosunda türkü söyler rayları,
Gelmiş,mesken tutmuş Türkün boyları,
Hacı Bayram Veli gibi huyları,
Hüseyin Gaziyi saysın Ankaram.
Görün gençlik,Güven,Kuğulu Parkı,
Çiçekler rengarenk doğanın farkı,
Buradan hızlanır devletin çarkı,
Haklının yanında oysun Ankaram.
Nehirler takın,barajlar küpen,
Nöbette ordumuz olmasın şüphen,
Nur içinde mabet,bak,Anıttepen,
Zorda sığındığım koysun Ankaram.
Otagara bakarsan boyunda gerdan,
Elmadağı kışın geçilmez kardan,
Kaplıcada şifa beklenir terden,
Kızakla kaymayan kaysın Ankaram.
Yuvanın kavunu,Güdülde kiraz,
Akşam Gölbaşında mehtap eder naz,
Aydos yaylasında doyumsuzdur haz,
Namını dünyaya yaysın Ankaram.
Uruş,Beypazarı hais balımsın,
Çeşit çeşit meyva dolu dalımsın,
Moganla içiçe köşküm,yalımsın,
İçimi ısıtan çaysın Ankaram.
Tiyatro,opera,seyret baleyi,
Müzelerden sonra gezin kaleyi,
Sakın unutmayın Ata Kuleyi,
Hipodrumda nazlı taysın Ankaram.
Bayrağım göklerde dinlerim ezan,
Rabbime duamdır Odurki yazan,
Aman Ankarama gelmesin hazan,
İsterse canıma kıysın Ankaram.
:::::::::::::::::
TEBRİKLER.....
YÜREĞİNİZE SAĞLIK.
COŞMUŞ DUYGULARINIZ MISRALARA AKMIŞ.
Ankara'm, benim sehrim... kalemniz dert görmesin dost...
Bu şiir ile ilgili 3 tane yorum bulunmakta