Kızın kızıl yanaklarından
Yıldızlara sıçrayan kanı
Sildi elleri buğday kokan
Siyah saçlı bir delikanlı
Kız bir hışımla basıp geçti
Yola düşen çiçeğin üstüne
Oğlanın kırık kalbinin sesi
Karıştı şehrin gürültüsüne
Yıllar sonra kışın ortasında
Gecenin ıssız karanlığında
Oğlanın kısacık rüyasında
Dolunayın lekeli yüzünden
Vuran sarhoş ışığın altında
Saçlarını uzun uzun taradı
O çelik bakışlı göçmen kız
Kayarken yorgun bir yıldız
Oğlan derin acıyla uyandı
İçinde ağlamak hissi vardı
Belki ağlasaydı rahatlardı
Susup hüznünü ateşe attı
Külünden bir masal yazdı;
İlk gençlik çağlarıydı
Oğlan aşkın çırağıydı
Kızarınca kızın yanağı
Unuturdu yakını ırağı
Kız hırs otobüsündeydi
Çocuğun masum kalbi
Olamazdı onun durağı
Bu saf aşkın kötü ikbaline
Bulutların bile içi kanardı
Bu yüzden şehre her gece
Kanla karışık efkâr yağardı
Zira aşk; iki taraflıysa aşktı
Tek kişilik aşk bir iç savaştı
Oğlan alınca yaşını başını
Daha iyi bildi yazını kışını
Zaman azalttı aşkın hızını
Oysa aradan yıllar geçince
Bazı şeyler yine değişmiyor
İlk kalp ağrısı hiç dinmiyor
O göçmen kızını görünce
Oğlanın hala başı dönüyor
Sevda anka kuşu misali
Âşık bitsin diye ateşe atar
Oysa yandıkça aşığın kalbi
Aşk hep küllerinden doğar
Kalp yarası kapansa da içten kanar
Aşk, köz olduktan sonra da yakar
İşte bu acı masalın hepsi bu kadar
Çocuk iyice anladı geçince yıllar
Bazen insan ne yapsa yetmiyor
Bazı filmler mutlu sonla bitmiyor
Yaşanmamış aşklar yaşla bitmiyor…
Nuh Üstün
Kayıt Tarihi : 27.12.2018 20:37:00





© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.
aaa

Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!