ANAHTAR DELİĞİNDEN SIZAN

ANAHTAR DELİĞİNDEN SIZAN

Boyacı çocuk bakışlı hüzünler

Kuşatiyor dört yanimi

Bir tanrısal yalnızlık kokuyor hava

Sallanıp duruyorum gecenin soğuk tenli karanlığında

Sıcaklığını hissettiğim tek şey

Göz yaşlarimin tuzlu sicakligi

Yalvaran bakışlar göz yaşı sağanakları

Akıtır avuçlarıma

Göz yaşi saganaklari vurunca tenime

Acı gülleri bitiverir her yerinde ellerimin

Gülistan olmaz ama

Hayallere giden bütün yollar cehenneme çıkar

Çıkmaz sokaklarında beynimin ölü bulunmuştur

çünkü umutlar

Çünkü kan kaybeden mutluluklar can çekişmektedir

yoğun bakımda

Yüreğimdeki bütün acı ve hüzünleri

Bir kamikaze dalışıyla dalıp uçurumlarıma

Kusmuk olarak yapıştırıyorum duvarın sıvası dökülmüş yüzüne

Uçurum dibindeki tanrısal yalnızlığı dost bilip kendime

Çocuk kahkahaları yankılansın diye içimin Altamirası’nda

Kutsal av ritüelleri düzenliyorum

Selpakçı kızların yalvaran bakışlarıyla anlamlanan hayatta

İstediğim kadar tebessüme zorlayayım gözlerimi

Acıların yüzüme attığı çizikleri ve

Ruhumdaki uçurum duygusunu bitiremiyorum

Keşke kadin olsaydim diye düşünüyorum

Belki o zaman birkaç makyaj hilesiyle

Kapatırdım yüzümdeki çizikleri

Ruhumdaki uçurumları,

Uçurum duygusunu kapatacak makyaj hilesi yok galiba

Kapılar kapanıyor üstüme

Sürgüsü çekiliyor arkamdan

Dostumun anahtar deliğinden sızan sesini duyumsuyorum

Kapıların ardından

Toz dumanın içinden...

Toz dumanın içinden silüetlerini bile zor seçtiğim

Karaltılar yaklaşıyor bana

Dostum zannediyorum.

Hawaaar hevalo! ...

Nefesinle buğulanıyor gözlerim

Gözlerimdeki buğuyu düşünüyorum durmadan

Düşünüyor ve yürüyorum

Hangi kapıyı çalacağımı bilmeyen bir çocuk telaşıyla

Kapatsam gözlerimi buğusu gözlerimin biter mi?

Ağlasam? .....

Bitsin diye yazıyorum

Sonra göz kapaklarımı indiriyorum acılarımın ve buğunun üstüne

Bir oyunu bitirmek için

Birkaç damla acı sızıyor kirpiklerimin arasından

Birkaç damla hüzün...

Birkaç damla yürek ağrısı...

Birkaç damla ihanet aşk ummanina...

Yalan sislerin arasından silüetlerini seçemediğim karaltılar

Gerçek olan tek şey saatin tik taklari ve işleyen zaman...

Zamana ve mekana sığmayan hayaller kurgulamak

Sonra kaydetmek o hayalleri

Sınırsızlığın kara kutusuna yalan

Fis ovasının yükseltileri arasında sıkışıp

Kalmış köyümün orta yerinde

Patlıcan sıcağı tir tir titretiyor beni

Öğle vakti sessizliğine son vermek için

Avaz avaz susuyorum

Kasvet bulutları kaplamışsa göğümü

Siyahın ve grinin her tonu kara kalem bir hüzne fon olmuşsa

Bir ateş mavisi özlem

Mutsuz anların sonu gelmeyen ummanı olmuşsa

Kanar dağ gözlerinden göz yaşları asidimsi yanıklar

Bırakarak akıyorsa yanaklarımda

Gözlerin hawar hawar

Türkülerin yanık yanık sussun..

Kadri Neçirvan
Kayıt Tarihi : 18.4.2003 18:37:00
Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Şiiri Değerlendir
Yorumunuz 5 dakika içinde sitede görüntülenecektir.

Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!

Kadri Neçirvan