Tanır mısın bizi,
Bilir misin köyümüzü.
Her evde on çocuk
Yakalarında birer boncuk
Zor ama tatlı hikayemizi
Bilir misin.
Bulgur, un, kap, kacak
Kalplerinde aşk işaretiyle doğar kimileri... Yeryüzüne gönül indiremez onlar... Hayatı ve insanları anlarlar,hayata ve insanlara merhamet duyarlar,ama hayatın ve onun içindeki insanların yaşadıkları gibi yaşamazlar.
Aşk işareti ile doğanlar yaşarken dünyaya talip olmazlar...Bilirler ki ne isteseler,neyi ansalar,ne kazansalar aşkın dışında hiçbir şey avutmaz onları,teselli etmez...Gönüllü sürgündür onlar...Gizliden gizliye hissederler bunu...Sonsuz bir ışıktan kopup gelmişlerdir geldikleri yere...Kopup geldikleri ışığa inançları ne kadar büyükse,içlerinde ki acı da o kadar derindir...Bu acı hatırlatır onlara kopup geldikleri yeri...Bu acı hatırlatır onlara kim olduklarını ve niye varolduklarını...
Kalplerinde aşk işaretiyle doğsa da bazı günler yorulur insan karşılıksız sevgilerinden...Yorulur kendisini anlatamamaktan...Sevgilim der,sevgilim der,ama,sevgilim dediği yanında değildir,bilir...Bazı günler insan soluksuz kalır,içindeki sevgili olmasa bile karşısındakine deliler gibi sarılır...O olmadığını bile bile sonsuz bir umutsuzlukla sarılır...İnsan soluksuz kalmaya görsün,sevgili diye bütün yanlışlarına,bütün kaçışlarına,kendine yaptığı ihanetlere sarılır...İnsan bir kere içindeki aşktan umudunu kesmeye görsün,her şey olmak,her yere yetişmek için bu hayat düşer...Her şey olduğunu,her yere yetiştiğini sandığı anda,ortada kendisi yoktur artık...Kaybolmuşluğa çok yakındır...Kopup geldiği ışığa inancı azalmıştır...Daha az acı çekiyordur artık...Ama daha mutsuzdur eskisinden....Daha mutsuzdur,o ışığı acı çekerek özlediği günlerden...
Soluksuz kaldığım kendime bile sakladığım günlerden bir gündü...Kaybolmuşluğa yakındım...İçimdeki acı hızla eksiliyordu...Işık soluyordu,soluyordu tıpkı sesim gibi...Soluyordu içimdeki aşk işareti gibi...Öylesine kaybolmuştum ki bulamıyordum artık içimde neyi yitirdiğimi,neyi kirlettiğimi...Öyle uzaklaşmıştım ki kendimden,kendimi bulmak için birine ihtiyacım vardı...
Onunla nerede ve nasıl tanıştığımız önemli değil....Gerçekten değil...Kaybolmuş insanlar birbirini çabuk buluyor....Umutsuzluk umutsuzluğu çağırıyor...
Konuşmaya susamıştık...Sanki ikimizde dilini,kültürünü bilmediğimiz uzak ülkelerden henüz dönmüş gibiydik bu ülkeye...Oysa böyle bir şey yoktu...Hep buradaydık...Hep o ışığımızdan kaybolduğumuz yerde...O ışığı orada bırakıp bu dünyaya,bu hayata gönül indirdiğimiz,her şey ve her yerde olduğumuzu sandığımız yerde...Hep o soluksuz kaldığımız yerde...Daha vakit var,o ışığa sonra dönerim, dediğimiz bu yerdeydik ikimizde...
Devamını Oku
Aşk işareti ile doğanlar yaşarken dünyaya talip olmazlar...Bilirler ki ne isteseler,neyi ansalar,ne kazansalar aşkın dışında hiçbir şey avutmaz onları,teselli etmez...Gönüllü sürgündür onlar...Gizliden gizliye hissederler bunu...Sonsuz bir ışıktan kopup gelmişlerdir geldikleri yere...Kopup geldikleri ışığa inançları ne kadar büyükse,içlerinde ki acı da o kadar derindir...Bu acı hatırlatır onlara kopup geldikleri yeri...Bu acı hatırlatır onlara kim olduklarını ve niye varolduklarını...
Kalplerinde aşk işaretiyle doğsa da bazı günler yorulur insan karşılıksız sevgilerinden...Yorulur kendisini anlatamamaktan...Sevgilim der,sevgilim der,ama,sevgilim dediği yanında değildir,bilir...Bazı günler insan soluksuz kalır,içindeki sevgili olmasa bile karşısındakine deliler gibi sarılır...O olmadığını bile bile sonsuz bir umutsuzlukla sarılır...İnsan soluksuz kalmaya görsün,sevgili diye bütün yanlışlarına,bütün kaçışlarına,kendine yaptığı ihanetlere sarılır...İnsan bir kere içindeki aşktan umudunu kesmeye görsün,her şey olmak,her yere yetişmek için bu hayat düşer...Her şey olduğunu,her yere yetiştiğini sandığı anda,ortada kendisi yoktur artık...Kaybolmuşluğa çok yakındır...Kopup geldiği ışığa inancı azalmıştır...Daha az acı çekiyordur artık...Ama daha mutsuzdur eskisinden....Daha mutsuzdur,o ışığı acı çekerek özlediği günlerden...
Soluksuz kaldığım kendime bile sakladığım günlerden bir gündü...Kaybolmuşluğa yakındım...İçimdeki acı hızla eksiliyordu...Işık soluyordu,soluyordu tıpkı sesim gibi...Soluyordu içimdeki aşk işareti gibi...Öylesine kaybolmuştum ki bulamıyordum artık içimde neyi yitirdiğimi,neyi kirlettiğimi...Öyle uzaklaşmıştım ki kendimden,kendimi bulmak için birine ihtiyacım vardı...
Onunla nerede ve nasıl tanıştığımız önemli değil....Gerçekten değil...Kaybolmuş insanlar birbirini çabuk buluyor....Umutsuzluk umutsuzluğu çağırıyor...
Konuşmaya susamıştık...Sanki ikimizde dilini,kültürünü bilmediğimiz uzak ülkelerden henüz dönmüş gibiydik bu ülkeye...Oysa böyle bir şey yoktu...Hep buradaydık...Hep o ışığımızdan kaybolduğumuz yerde...O ışığı orada bırakıp bu dünyaya,bu hayata gönül indirdiğimiz,her şey ve her yerde olduğumuzu sandığımız yerde...Hep o soluksuz kaldığımız yerde...Daha vakit var,o ışığa sonra dönerim, dediğimiz bu yerdeydik ikimizde...




Mükemmel
k u t l a r ı m
Tanırmısın bizi,
Bilirmisin köyümüzü.
Her evde on çocuk
Yakalarında birer boncuk
Zor ama tatlı hikayemizi
Bilirmisin.
Bulgur, un, kap, kacak
Rızık bulup karın doyuracak
Kim var bilirmisin.
Bire bir vermez kara toprak
Hep sarıdır yeşil olmaz yaprak
Yakacağımız ahbun karışımı toprak
Ne ısıtır bilirmisin.
Eğlencemiz hiç olmaz.
Televizyonda kanal bulunmaz.
Sinema-tiyatro bizde bilinmez.
Ne izleriz bilirmisin.
Lambamız var elektrik yoktur.
Yemek pişirecek tezek çoktur
Sanmaki açız karnımız toktur
Ne yiyoruz bilirmisin
Kombi- kalorifer bilmeyiz
Sobada ısınır petek silmeyiz
Aynı yatağa doluşur, el ayak bükeriz.
Nerede yatarız bilirmisin.
İki ay bilemedin üç aydır yazımız.
Geri kalan ayların hepsi kışımız.
Hep evdeyiz, nere sığar bu garip başımız.
Bunca cocuk neden oldu bilirmisin.
Harika, Anadolunun çilekeşligini dizelerinizde şahane anlatmışsınız, o yüregi içtenlikle kutlarım,
Sağolun var olun.Has insan.Saygılar...
Vah,vah.
Tam Anadolu...Kutluyorum, saygılar
Sosyal yaşamımızın kanayan yarasıdır, insanımızın kaderiyele başbaşa bırakılarak unutulması. Ne yolumuz ne izimiz, kaçmış ama kurtulmamış hiçbirimiz. Başarılılar diliyor, kutluyorum...
Zekeriya bey...........Anadolu deyinçe ben durup düşünmeden edemem....Bu kadar yokluğa rağmen Anadolu sevgidir, aşktır, toprağın kokusudur kara sevdaların hiç bitmediği ve bitmeyeceği bir muhabbettir...Belki ısınacak odun olmaz ama yüreklerimizi ısıtan dostluğu ve kardeşliğide başka hiç bir yerde bulunmaz ona has bir özelliktir.Dertlerin ve sevinclerin en güzel paylaşılabildiği yerdir Anadolu........Saygıyla
)))):::: Üstadım Kaleminiz daim olsun çok güzel ifade edilen Anadolunun Köy hayatı.Saygılar.Bende beklerim.
Ekmek Kokusu
Taş köprülü yolların görüntüsü
Tarih kokan bayırdaki süsü
Derede susuzluğunu gideren koyun sürüsü
At sırtında kışa hazırlığın yükü
Doğu’nun dağı bayırı ayrı bir büstü
Güneyinde doğan güneş alıp götürür büsbütün
Havası, havzası, ovası birde yapısı
Tandırda pişen buğdaylı ekmek kokusu
Toplamış ak karları tepesine
Süslemiş ta ölürcesine
Tarihine yeni bir yaprak sayfası
Eklemiş çağdaş genciyle el ele
Sulanmış ovası yeni yapısıyla
Temizlenmiş kirli havasıyla
Bilgi haznesi köylü Ali’siyle
Toprağına vatanına hizmetiyle
Mehmet Salih APARI
harikulade yüreğine sağlık
saygılarımla
çOK GÜZELDİ.YÜREĞİNİZE SAĞLIK.TAM PUAN.
Yüreğinize kaleminize sağlık.Aynı yatağa doluşur, el ayak bükeriz.
Nerede yatarız bilirmisin.
İki ay bilemedin üç aydır yazımız.
Geri kalan ayların hepsi kışımız.
Bu şiir ile ilgili 14 tane yorum bulunmakta